GÜVEN
Güven duymak, nasıl bir duygudur? Herkese güven duyulabilir mi?
Buna ben değil, siz karar vereceksiniz. Güvendiğiniz mağazadan veya marketten alış veriş yaparsınız. Bu, sizin en doğal hakkınızdır. Güvenmediğiniz bir yerden asla alış veriş yapmazsınız. Bu da sizin yine en doğal hakkınızdır.
Günümüzde güven duyulacak ortamlar giderek azalmaya başladı. Bu hızla giderse tamamen bitecek. Güven duymak yada güvenilir olmak kadar güzel bir şey yoktur. Huzurlu yaşamanın diğer bir adı da, güvendir.
Çalıştığın iş arkadaşına, yöneticilere ne kadar güven duyulursa, yaşam kalitesi de o denli artar. Güven deyip geçmeyin, güven olmadan hiçbir iş yürümez. Yürüse de, aksak olarak ilerler.
Bir söz vardır; herkes kapısının önünü temizlerse sokak tertemiz olur. Her kimde güvenilir olursa; güven duyulan insan sayısı da artar. Birden bakarsınız ki, barış, huzur, mutlu dolu ortam kendiliğinden ortaya çıkar.
Her yaşamın bir gayesi, her toplumunda bir kuralı vardır. ne gayesiz, nede kuralsız yaşanır.
Mutluluk çerçevesinin içerisine sığdırılan her şey yine insanların sığdırdıklarıyla alakalıdır. Barış çizgisinin de, devamı yine insanlarla alakalıdır.
Güvenle ilgili çok güzel bir hikaye aklıma geldi. Paylaşmak istedim.
Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş.
Ancak, öküzler saldırı anında bir araya gelerek, aslanlara fırsat tanımaz. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.
Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış ve güven içinde yaşayalım."
Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz''ü vermişler.Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.
Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk''u istemişler:
"Gördünüz mü ne kadar barış sever ve güveniliriz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış ve güven içinde yaşamaya devam edelim."
Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.
Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar.
Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, neden güvendik aslanlara, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş.
Boz Öküz, Benekli Öküz''ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli; "biz, aslanlara güvenerek, Sarı Öküz ‘ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı.."