DUYGU KARAHASANOĞLU


EKSEN KAYDI

Genel çerçeveden bakıyorum da, bir çok alanda eksenin  kaydığını görüyorum.


                               EKSEN KAYDI 

 

               Genel çerçeveden bakıyorum da, bir çok alanda eksenin  kaydığını görüyorum. Dünya siyasetinde olduğu gibi Türkiye siyasetinde de, bir çok değişim göze çarpmaktadır. Bu değişimleri tek tek anlatıp yazacak değilim. Herkes her şeyi çok daha iyi biliyor. Ancak bilinmeyenlerde azımsanmayacak derecededir.  

            Asrın felaketi Kahramanmaraş merkezli 06 Şubattaki depremden sonra bir çok şey daha net olarak gözler önüne serildi. Çarpık yapılaşmadan tutun da, yanlış verilen imarlardan çıkın. 

Aynı gün iki ayrı depremden sonra dünyanın ekseni de kaydı. Toplam 17.5 metre toprağın kaydığı uzmanlar tarafından açıklandı. 

Bu ne anlama geliyor? 

Dünyada her türlü doğal afetler olur. Ancak asrın felaketi olan bu deprem çok daha farklı. Hatay ilinin topraklarından bahsediliyor. Toprak alım satımın yasak olması gerektiği hususunda bir çok görüşler ortaya atıldı. Bu depremde neden Hatay’ın toprakları gündeme gelerek konu ediliyor? 

Hatay’ın tarihi geçmişi herkesçe malumdur. Bir çok medeniyetlere ev sahipliği yapan Hatay’ın önemini burada sizlere anlatacak değilim. 

Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yer alan Hatay’ın bugün çelişkili görüşlerle gündeme gelmesi kabul edilemez. Her kim olursa olsun bugün Hatay’ı gündeme getirir yarın başka bir kenti gündem yapar. Bunlar tehlikeli oyunlardır.

              Siyasetinde koltuk kavgasının da, bir çizgisi vardır. Bu çizgi kaybedildiğinde ortaya hoş olmayan görüşler ve görüntüler çıkar. Vatan toprağı üzerinde yapılan  her türlü çirkin plan, ülkeyi sadece kaosa sürükler. 

Türkiye Cumhuriyetinin sınırları yıllar önce verilen mücadeleyle çizildi. Yeni bir sınır çizmek bu aşamadan sonra kimsenin haddine değildir. 

              Herkes haddini bilip oturacak. Anayasa düzen neyi gerektiriyorsa, onlar yapılır. Dünyanın iklim değişikliğiyle birlikte kayan ekseni ne yazık ki, biz insanları  bazen olumsuz yönde etkileyebiliyor. 

Ancak bu bir geçerli mazeret değildir. Dünyaya geliş amacımız beli, gidiş amacımız belliyken hala dünya üzerinde hegemonya kurmak istemenin manası nedir? 

            İran seri üretime geçtiği füzelerle neyi amaçlıyor? Rusya bir yıldan fazla işgal etmeye çalıştığı Ukrayna’da neyi hedefliyor? ABD, Ortadoğu’da ki, sınırları kaldırmak istemekle amacı nedir? Fransa, sömürdüğü  Afrika ülkelerinden daha ne istiyor? İrili ufaklı kurulan örgütler, ne amaçla kuruldu? 

Bu gibi soruları sormamdaki gaye, insanlığın nereye sürüklendiğidir. Dünya yeni bir sürece girdi. 

Yörüngesinde ne kadar kalır Allah’tan başka kimse bilemez.