DUYGU KARAHASANOĞLU


DERSİMİZ TÜRKÇE

Çocukluk yılları herkes için farklı anlam taşır.


                                          DERSİMİZ TÜRKÇE 

 

                        Çocukluk yılları herkes için farklı anlam taşır.  Belli bir yaşa geldiğinizde çocukluk yıllarınız anı olarak belleğinize yerleşir. Bir de buna okul anılarımız eklenince, ortaya bambaşka duygular çıkar. 

                          Gazetemizin köşe yazarlarından Turhan Eyüboğlu birkaç haftadan beri okuyucuların tanımasını istediği ve son hafta yazısında ip ucu verip yazdığı bugünde ismini yazdığı ve benim ortaokuldaki Türkçe hocam Celal Bahçekapılı’yı  bende bu yazımda okulda ki bir kaç hatıramla anlatmak istedim. 

Maçka Ortaokulu yedinci sınıfındaydım. Celal Hoca, Türkçe dersimize giriyordu. Sınıfa her girişinde güler yüzle öğrencilerine bakar, “günaydın” derdi. Sonra pencere önündeki masaya yaklaşır, yoklama yapardı. Yoklama yaparken, öğrencileri tek tek süzer, yüzlerinde farklı ifadeler arardı. Hangi öğrencinin yüzünde asıklık yada endişe varsa Celal Hoca bunu anlar, o öğrencinin yanına gidip derdini sorardı.  O öğrencinin derdini tatlı sözleriyle giderdikten sonra derse başlardı. Sınıfa gelmeyen geç kalan öğrenci de, birkaç dakika beklenirdi.

Benim en çok sevdiğim Türkçe dersi başlayınca, şiir deryasında kaybolurduk. 

Celal Hoca, şairlerin hayatlarını kısaca özetledikten sonra şiirlerine geçerdi. Şiir dizeleri Celal Hoca’nın dudaklarında o kadar düzgün, dökülürdü ki, şiire adeta ruh verirdi. Her şiir kendi dizesinde bir başka alemin aracısıydı. 

Yine bir gün şiir deryasında gezindiğimiz gündü. Celal Hoca, Karacaoğlan’ın “İncecikten bir kar yağar” adlı şiirinden; 

“incecikten bir kar yağar

 Tozar Elif Elif diye

Deli gönül abdal olmuş 

Gezer Elif Elif diye.

Elif kaşlarını çatar

Gamzesi sineme batar

Ak elleri kalem tutar

Yazar Elif Elif diye.

Şiiri okuduktan sonra  sınıfa döndü. “ bu şiirde, Karacaoğlan ne demek istedi. Gamzesi sineme batar derken, hangi duyguları aktarmak istedi.”

Biz öğrenciler birbirimize baktık. Celal Hocamın ne demek istediğini anlayamadık. Arka sıralardan bir arkadaşımın; “hocam, gamze sineye nasıl batar?”, bir başka öğrenci; “öğretmenim, gamze bıçak mıdır?” bir başka öğrenci de; “gamze keskin değildir öğretmenim.” 

Celal Hoca, mavi gözlerini öğrencilerin üzerinde tek tek dolaştırdıktan sonra bende durdu. Ve sordu. “Duygu, sen söyle Karacaoğlan ne demek istedi?.” Dedi. 

Ben önce şaşırdım. Sonra “bilmiyorum ama onu seviyor” dedim.

Sınıfta gülüşmeler oldu. Celal Hoca, “arkadaşınız, doğru söyledi. Şimdi ilk kıtayı soruyorum. Karacaoğlan ne demek istedi.” Sınıf bir anda bıçak keser gibi kesti. Gülüşmeler dudaklarda kurudu.

Celal Hocamın sorduğu, şiir dizelerine mana vermek zordu. Karacaoğlan, bu şiirin ilk  dizelerinde ne demek istemişti. Her birimiz tekrar tekrar okuduk. Ancak hiç mana veremedik. 

Celal Hocam, sessizliği güzel sesiyle bozarak; “Deli gönül abdal olmuş, gezer r Elif Elif diye. Bu dizeleri, kim bana açıklayacak?” 

Orta sıralardan yine bir arkadaşım; “hocam, gönül aptal oldu geziyor. Ben bunu anladım.” Bir başka arkadaşım; “gönül aptalsa gezer. Sevdiğini arar.” Bir başka arkadaşım; “gönül aptal olmasa da, gezer.” 

Celal Hocam verilen cevaplara başını iki yana sallayarak hayıflandı. Mavi gözleri bir anda donuklaşıp, yüzü gerildi. Bana baktı; “Duygu sen söyle.” Önce öğretmenime sonra önümde açık duran kitaptaki, şiire baktım. Birkaç kez şiir dizelerini gözlerimle okudum. Ne diyeceğimi bilemedim. Sevdiğim şiirlerden biriydi. Arkadaşlarımın dediği “aptal” kelimesiyle “abdal” arasında ki farkı kavramıştım ama manayı çözecek kadar bilgim yoktu. Birden aklıma “hocam, arkadaşlarım farklı kelime kullandı. Karacaoğlan farklı bir kelimeyle şiir dizesini yazdı. Bence “abdal” kelimesinde sır var. Bizim bildiğimiz “aptal” değil.”

Celal Hoca gülümseyerek yüzüme bakarak; “aferin Duygu, biraz daha düşünseydin bulabilirdin.” Dedikten sonra sınıfa döndü. Kara tahtanın başına giderek; “arkadaşınız şiirde ki, gizemi buldu. “aptal” ve “abdal” kelimeleri birbirinden çok farklı anlam taşırlar.”

  Konuyu uzun uzun ayrıntılı olarak anlattı. Ben konuya biraz vakıf olmuştum ancak hocamın anlattığı bilgiler ışığında konuyu ve Karacaoğlan’ın şiirinde anlatmak istediğini çok daha iyi anladım. 

Haftaya, Celal Hocamın bir başka şairin şiir analizinde buluşmak üzere.