BUNUN ADI; SOYKIRIM!
İsrail ne kural tanıyor, ne de söz dinliyor. Bildiği yolda ilerlemeyi de, kendinde hak görüyor.
7 Ekimden bu yana Gazze’yi abluka altına alıp bombalaması ne insanlığa sığar, ne de savaş kurallarına.
Savaşlarda bile hastane ve sağlık ekibi vurulmaz. Ne var ki, İsrail, bunu da yaptı. Hastaneleri bombalamayı kendinde hak gördü.
Bu nasıl bir ülke ki, terör örgütü gibi davranıyor. Günlerdir bombalanan Gazze’de, taş üstüne taş kalmadı. Alt yapı tamamen çökmüş durumda.
İnsanlar, çaresiz! Ölümle yaşam çizgisi arasında kalan hastaları iyileştirmek için çaba harcayan doktorlar, belki de dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş, ameliyat yaparken, İsrail, uçakları gökyüzünü yırtarcasına harabeye dönen Gazze’yi bombalıyor. Bir yönetmenin bile hayal edemeyeceği sahne dünyanın gözü önünde kuruldu.
ABD hala İsrail’e destek vermeyi sürdürüyor. Hala, masum insanların ölmesine seyirci kalıyor. Hala, işlenen katliama dur deme zahmetine katlanmıyor.
Sadece ABD değil, batıda kulaklarını İsrail’in zulmüne tıkadı. Filistin’de yaşanan soykırıma duyarsız kalan bu ülkeler, bir gün bunun bedelini çok ama çok ağır ödeyecekler.
Gazze’de, sivillerin ölümüne neden olan Netanyahu, savaş suçlusu olarak kesinlikle yargılanmalıdır.
Netanyahu,, egosu için binlerce Filistinlinin ölümüne neden oldu. Hala utanmadan Filistin topraklarında işgalci olarak dolaşıyor.
Tarihin sayfalarını şöyle bir çevirecek olursak, karşımıza neler çıktığını rahatlıkla görürüz. Adolf Hitler, fırtına gibi esmeye başladığı yıllarda. Almanya’da Hitler katliamı boy gösterdi. Hitlerin, Yahudilere karşı başlattığı katliam gaz odalarında sürer.
Milyonlarca Yahudi’yi öldüren Hitler’in zulmü dünyaya yayılır. Yahudilere hiçbir şekilde yaşam hakkı tanımaz. Onların ölmesi gereken insanlar olduğunu söyler. Bir çok ülke bu savaşın içinde kendini bulur. Normandiya çıkarmasıyla birlikte Hitlerin zulmü sona erer.
Yahudilerin zenginleri başka ülkelere kaçış planları yapar.
İkinci dünya savaşından sonra bir gemi dolusu Yahudi, önce Brezilya’ya ardından Kanada’ya gider. Kendilerine vatan arayan bu insanlar, çaresizliklerini ve Almanya’da zulme uğradıklarını söylerler. Kendilerini acındırırlar. Çaresiz olduklarını da, dile getiriler. Bir başka ülkenin toprağında yuvalanıp yaşamak isterler.
Ancak hiçbir ülke onları kabul etmez. Çünkü Yahudilerin Almanlar tarafından zulme uğradıklarına inanmazlar. Farklı düşüncede olduklarına inanırlar. Belki de doğrusu buydu.
Mavi sularda günlerce hatta haftalarca dolaşan gemi, sığınacak bir liman arar. Daha doğrusu yaşayacak, köklenecek bir vatan toprağı ararlar. Savaşmadan, çatışmadan, kan akıtmadan rahat girebilecekleri bir yer, bir liman!
Bir gemi dolusu insan Hayfa limanına girer. Filistinliler, Müslüman ve merhametli oluşlarından bir gemi dolusu Yahudi’ye acır. Onlarla ekmeklerini ve evlerini paylaşır. Aynı sofrada yer içerler.
Sonra evet sonra, sonra ne oldu? Bugünkü hırçın, ihanetçi İsrail oldu.
