DUYGU KARAHASANOĞLU


           BİZ GAZETECİYİZ

    Kadın ve erkek.  Bir elmanın iki yarısıdır. Birbirini tamamlayan iki ayrı cins! Her şey bu kadar açıkken, kadına olan şiddet ne yazık ki, her geçen gün artarak devam ediyor.    


                                      BİZ GAZETECİYİZ

 

                        Kadın ve erkek.  Bir elmanın iki yarısıdır. Birbirini tamamlayan iki ayrı cins! Her şey bu kadar açıkken, kadına olan şiddet ne yazık ki, her geçen gün artarak devam ediyor.    

                         08 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetimi kadın gazetecilere sürpriz yaparak akşam yemeği tertip etti.

Yerel ve yaygın basın da çalışan kadın gazeteciler, yemek boyunca sohbet etme fırsatı buldu. Yaşadıklarını anlatarak geçmişin sayfalarını açtı. Geleceğe dair planlarda yapıldı.

Trabzon Gazeteciler   Cemiyeti başkanı Ersen Veda Küçük, kadın gazetecileri o gece yalnız bırakmadı. Meslektaşlarının masalarına giderek o geceyi fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştirdikten sonra kadın gazetecileri müzikle baş başa bıraktı.

                         Bu mesleği yapanlar iyi bilir. Fedakarlık ve öz veri olmadan bu meslek asla ve asla yapılamaz. Haberden habere koşarken, yanı başınızda olan ailenize dahi zaman  ayıramadan yıllar akıp gider. Geriye dönüp baktığınızda çok şeyi kaybettiğinizi o anda anlarsınız.  Ancak her şey çoktan geçmiş olur. Ne akıp giden yıllara ne de, geçen zamana dur diyebiliyorsunuz.                         

                     Gazetecilik yapmak günümüz şartlarında oldukça zor. Bu meslek her geçen gün kan kaybediyor. Doğruları yazarken bile sözcükleri itina ile seçmelisiniz ki, birilerinin damarına basmamış olun.

                      Bu meslek öyle bir meslek ki, acımızı dahi yaşamayız. Benim en iyi okurum rahmetli anneciğimdi. Annem en iyi okurum olmakla beraber en iyi eleştirmenimdi de. Gerek makalelerimi gerekse yazdığım romanları bir solukta okuyup yorumlamaya başlardı.

Yıl 1999 Gaziantep’te günlük gazetede köşe yazarlığına başladım. Her gün makalelerimi fax modemle Gaziantep’te ki gazeteye gönderiyordum. Postanede kiraladığım posta kutusuna her gün gazetem geliyordu. Gazeteleri posta kutusundan her gün değil, iki günde bir alıyordum.

Annem, on gözle gazeteleri bekliyordu. Dış kapıdan girer girmez annem oturduğu koltuktan ; “önce gazetelerimi getir” diye seslenirdi.

Birkaç günlük  olan gazeteleri annemin kucağına koyar, okumasını beklerdim. Annem gözlüklerini takıp ilk sayfadan başlardı. Makalelerimi okuyup bitirdikten sonra; “bu kadar sert niye yazdın?” diye eleştirilere başlardı. Sonra haberler diğer yazılar hakkında konuşup tartışırdık.  

Annem, beklemediğim bir zamanda 21 Haziran 2011 yılında her fani gibi ebedi yolculuğuna çıktı. Benimde yaslandığım dağ, kopup gitmişti.

Ancak gazete acıyı yaşatmaz. Baskı günü gelmeden haber yapılacak, makale yazılacak, habere çıkılacak. Alınan randevulara gidilecek.

Kısacası, anne acısını yolda izde yaşadım. Kah gittiğim haberde, kah yazmaya çalıştığım satırlarda…

                 Gazeteciler Cemiyetinin 8 Mart Dünya kadınlar gününde düzenlediği sürpriz yemek, kadın gazeteciler için nefes oldu. Bir gecede olsa kendi haberini yapacaktı. Bir başkası için deklanşöre basmayacaktı.

Gecenin anısına, hediye edilen bileklik kadın gazetecilerin ruhunu okşadı. Böyle güzel bir hediyenin takdim edilmesinin yanında Trabzon Gazeteciler Cemiyetin kadın gazetecilere ne kadar değer verdiğinin ayrı göstergesi oldu.