BİR CHP'Lİ DOSTA AÇİK MEKTUP
Üç aşağı beş yukari ikimiz de kırk beş sonrasının insanıyız. Yani dünyayi kırk beşten sonra tanıdık.O günden bugüne kadar da tanımaya devam ediyoruz.Bugünkü düşüncelerimiz hep bu bulanıklık içinde gelişti. Nasıl bir dünyada yasıyoruz? 1945 bana göre bir milattir. Bu tarihte eski Türkiye gitti,yeni bir Türkiye geldi. 1945'ten sonra bası dik, yoksul fakat onurlu , bağımsız Turkiye gitti yerine Amerikanın başını çektiği, bütün kapitalist ülkelerin adina hareket eden batıya bağımlı bir Türkiye geldi. Yani Türkiye daha dün savaşım verdigi ve sonunda dokuz Eylulde İzmir'de noktalanan Ulusal Kurtuluş savası hic olmamış gibi tekrar batıya bağımlı hale BİR CHP'Lİ DOSTA AÇİK MEKTUP
Üç aşağı beş yukari ikimiz de kirk beş sonrasının insaniyiz. Yani dunyayi kırk beşten sonra tanıdık.O günden bugüne kadar da tanımaya devam ediyoruz.Bugünkü düşüncelerimiz hep bu bulanıklık içinde gelişti. Nasil bir dünyada yasıyoruz? 1945 bana göre bir milattir. Bu tarihte eski Türkiye gitti,yeni bir Türkiye geldi. 1945'ten sonra bası dik, yoksul fakat onurlu , bağimsiz Turkiye gitti yerine Amerikanin basini çektiği, bütün kapitalist ulkelerin adina hareket eden batıya bağımlı bir Türkiye geldi.Yani Türkiye daha dün savaşım verdigi ve sonunda dokuz Eylulde İzmir'de noktalanan Ulusal Kurtuluş savası hic olmamış gibi tekrar batıya bağımlı hale geldi. Çünkü bu tarihten sonra he şey değişti. Ekonomi değişti, eğitim değişti, sağlık değişti, yerleşim sistemi değişti, dış politika değişti.Degismeyen bir şey kalmadı.Değişmyen bir tek şey kaldi, o da değişimin kendisi.Ve hepsinden önemlisi dünyaya bakış değişti. Peki bu değişimin yönü ne tarafa doğru olmuştur? Değişimin yönü geriye doğru oluşmuştur. Örneğin eğitimi ele alalım: Marshal yardımını bilirsin, hani o gelişmekte olan ülkelere yardım adi altinda para verip de sonra O'nu misli misli çıkarmak var ya hani. Marshal yardımını ele alalım, marshal yardımının içeriğinde eğitime özel yer ayrılmış . Köy estitüleri kapatılacak, kapatılan köy enstütülerinin yerine bir komisyon kurulacak, bu komisyonda sekiz üye bulunacak, bunların dördü yabancı, dördü yerli olacak.Senenin belli zamanlarında toplanarak kararlar alacak.Kararlari alırken komisyon üyelerinin oyları eşit olursa komisyon başkanının verdiği bir oy iki sayılacak.Kararlar bu şekilde alınacak. Ve bu şekilde yirmi bir tane köy estütüsü kapatılıp onlarin yerine öğretmen okulları kuruluyor. Peki Köy Endtütuleri neden kapatılıyor? Köy Enstütülerinin açık kalması demek kırsal kesimdeki cehaletin ortadan kalkması demektir.Bu da elbetteki daha sonra toprak ağaliginin ortadan kalkmasını getirecek, bu da büyük çaplı toprak reformuna neden olacaktır. Ve Köy Enstütülerden sonra egitimin durumu ilkokuldan üniversiteye kadar ortada. Ne köy olur ne kasaba. Alalım savunmayı ele. Farklı mı ? Kore'ye asker göndermek için 4500 kişiyi yola koyduk.800'ü arada kaldi, kimden gık çıktı? Ekonomi dersen ha keza , pahalılıklar, enflasyonlar , montaj sanaileri,...peş peşe. Zengin daha zengin, fakir daha fakir.Ülkenin kaynakları dişariya aktı gitti. Oysaki devrimci Atatürk donemi nasıldı? Her şeyden önce,yoksul ama bağimsiz , özgür ,başi dik bir dönemdi.Çünkü Atatürk'ün ilkeleri vardı, altı tane ilke yada ok.Neydi onlar? Milliyetçi, Devrimci, Cumhuriyetçi, Halkçi , Devletçi, Laiklik. Dünyaya bakış bu açilardandi.Yaptiği her işe bu açılardan yaklaşıyordu.Ekonomik durum Sovyetler Birliğinden sonra yüzde sekiz kalkınma hızıyla dünyada ikinci sıradaydi. Hem de büyuk kriz döneminde.Türkiye hızla sanayileşiyordu. Karabük Demir Çelik fabrikası, Eskişehir'de uçak fabrikası, Kırıkkale'de makine kimya sanayi, seker fabrikaları, tekstil fabrikaları,.. Bu yatırımlar hep on beş yılın içine siğdirilmis yatirimlardir.Bu süre içinde Atatürk yurt dışına çıkmadı, herkes onun ayağına gelirdi. Dış politikadaki temel ilke komşularla işbirliği. Yurtta sulh , cihanda sulh.Balkan ve Sadabah kurucusu. Sovyetler Birliğinin en buyuk dostu. Ölürken yakin çevresindeki insanlara öğüt veriyor, Sovyetlerle sakin dostluğunuzu bozmayın.diyor. "Türkiye cumhuriyetini kuran halka Türk milleti denir." diyen de odur.Bunu neresinde ırkçılık var ?Ne mutlu Türküm sözü de bunun devamidir. Şimdi de tutturmuş Kiliçtaroğlu biz 1930'larin CHP'si değiliz, ya nesiniz? Bugünün CHP'si.Bu günkü CHP'de bunların hiçbiri yok.Olsun Amerika'dan alırız. Ve bu sistemi, devleti kuran partiye yıktiririz. Amerika bize verdi, 12 Martlar'da , 12 Eylül'lerde, ne verdi , hapisane verdi, işsizlik verdi.Hiç unutmuyorum 12 Mart'ta Maçka'dan yirmi üç kişiydik hapiste yatarken. Aramızda rahmetl Muhittin Topaloğlu, Osman Eyüboğlu ve halen sağ olan Aslan Bayrak da vardı.İki aydan fazla kaldık gladyonun zindanında Ankara'da. Neydi suçumuz, hiç , sadece solcu olmak.Solcu olmak namuslu olmaktır. Aynı şekilde 12Eylül dönemi...Daha kitlesel operasyonlar.Mağrali bir teyzenin dediği gibi: "E uşağım, ben Rus işgalini yasadım , ancak bu domuzlar bize O'nu bile arattı." Hapislikten sonra ben iki yil işsiz, güçsüz kaldığımı dün gibi hatırlarım.Neydi soçumuz Amerikanci olmamak. Belki sen de bunlardan birisin, yada olmaya adaysin. Peki Tayip,Erdogan bu ülkeyi 21 yildir yönetiyor. Bunu ilk on dört senesi Amerika'nın eş başkanlığı ile geçti.Bunu en çok eleştiren de biziz.Fakat silivri duvarları yıkılıp da gerçek ortaya çıktıktan sonra güvenlik güçleri PKK'nin ve 15, 16 Eylül'den sonra üzerine gitti.Tayip Erdoğan da Amerikayla ters düşmeye başladı. Şu anda bakalım PKK'lı ve Fetöcü olmamak kaydıyla kim var hapiste?Kimse var mı? Peki siyasi düşüncemiz ayrı olmak kaydıyla Tayip Erdoğan'ın , geçmışte muhalafet ettiğimiz Süleyman Demirel'den farkı ne? Peki o halde nedir bu Tayip Erdoğan düşmanlığı?Tamam hayat pahalılığı, yolsuzluk lar, adam kayırmalar,tek adam yönetimi ... Hepsi tamam, ama Tayip Erdoğan giderse her şey düzelecek?Düzelir mi diyorsun?Duzelmez kardeş duzelmez.Eleştiri sisteme yönelik olmali, o,da ancak köklü bir devrimle düzelir.Hasta komada sen hâlâ aspirinle hastayi tedavi edemezsin. İste yapilan seçimlerde dunyanın dağılımı:Erdoğan'ı destekleyenler. Rusya, Çin, Pakistan. Venezuella, Küba, Macaristan, Sırbistan, İran , Araplar, Filistinliler,Cezayirliler,Libya, Brezilya... Kiliçtaroğlu diyenler de: ABD, İngiltere , Fransa. Almanya, İspanya, İtalya , Hollanda , Belçika, Kanada Aavusturalya... Bütün bunlar ınsanda ne çağriştiriyor acaba?Özellikle dünün solcularına. Durum bu sevgili dostum, saygilar, sevgiler sunarım.
İSMET EYÜBOĞLU OKURYAZAR ÖĞRETMENgeldi. Çünkü bu tarihten sonra he şey değişti. Ekonomi değişti, eğitim değişti, sağlık değişti, yerleşim sistemi değişti, dış politika değişti.Degismeyen bir şey kalmadı.Değişmyen bir tek şey kaldi, o da değişimin kendisi.Ve hepsinden önemlisi dünyaya bakış değişti. Peki bu değişimin yönü ne tarafa doğru olmuştur? Değişimin yönü geriye doğru oluşmuştur. Örneğin eğitimi ele alalım: Marshal yardımını bilirsin, hani o gelişmekte olan ülkelere yardım adi altinda para verip de sonra O'nu misli misli çıkarmak var ya hani. Marshal yardımını ele alalım, marshal yardımının içeriğinde eğitime özel yer ayrılmış . Köy estitüleri kapatılacak, kapatılan köy enstütülerinin yerine bir komisyon kurulacak, bu komisyonda sekiz üye bulunacak, bunların dördü yabancı, dördü yerli olacak.Senenin belli zamanlarında toplanarak kararlar alacak.Kararlari alırken komisyon üyelerinin oyları eşit olursa komisyon başkanının verdiği bir oy iki sayılacak.Kararlar bu şekilde alınacak. Ve bu şekilde yirmi bir tane köy estütüsü kapatılıp onlarin yerine öğretmen okulları kuruluyor. Peki Köy Endtütuleri neden kapatılıyor? Köy Enstütülerinin açık kalması demek kırsal kesimdeki cehaletin ortadan kalkması demektir.Bu da elbetteki daha sonra toprak ağaliginin ortadan kalkmasını getirecek, bu da büyük çaplı toprak reformuna neden olacaktır. Ve Köy Enstütülerden sonra egitimin durumu ilkokuldan üniversiteye kadar ortada. Ne köy olur ne kasaba. Alalım savunmayı ele. Farklı mı ? Kore'ye asker göndermek için 4500 kişiyi yola koyduk.800'ü arada kaldi, kimden gık çıktı? Ekonomi dersen ha keza , pahalılıklar, enflasyonlar , montaj sanaileri,...peş peşe. Zengin daha zengin, fakir daha fakir.Ülkenin kaynakları dişariya aktı gitti. Oysaki devrimci Atatürk donemi nasıldı? Her şeyden önce,yoksul ama bağimsiz , özgür ,başi dik bir dönemdi.Çünkü Atatürk'ün ilkeleri vardı, altı tane ilke yada ok.Neydi onlar? Milliyetçi, Devrimci, Cumhuriyetçi, Halkçi , Devletçi, Laiklik. Dünyaya bakış bu açilardandi.Yaptiği her işe bu açılardan yaklaşıyordu.Ekonomik durum Sovyetler Birliğinden sonra yüzde sekiz kalkınma hızıyla dünyada ikinci sıradaydi. Hem de büyuk kriz döneminde.Türkiye hızla sanayileşiyordu. Karabük Demir Çelik fabrikası, Eskişehir'de uçak fabrikası, Kırıkkale'de makine kimya sanayi, seker fabrikaları, tekstil fabrikaları,.. Bu yatırımlar hep on beş yılın içine siğdirilmis yatirimlardir.Bu süre içinde Atatürk yurt dışına çıkmadı, herkes onun ayağına gelirdi. Dış politikadaki temel ilke komşularla işbirliği. Yurtta sulh , cihanda sulh.Balkan ve Sadabah kurucusu. Sovyetler Birliğinin en buyuk dostu. Ölürken yakin çevresindeki insanlara öğüt veriyor, Sovyetlerle sakin dostluğunuzu bozmayın.diyor. "Türkiye cumhuriyetini kuran halka Türk milleti denir." diyen de odur.Bunu neresinde ırkçılık var ?Ne mutlu Türküm sözü de bunun devamidir. Şimdi de tutturmuş Kiliçtaroğlu biz 1930'larin CHP'si değiliz, ya nesiniz? Bugünün CHP'si.Bu günkü CHP'de bunların hiçbiri yok.Olsun Amerika'dan alırız. Ve bu sistemi, devleti kuran partiye yıktiririz. Amerika bize verdi, 12 Martlar'da , 12 Eylül'lerde, ne verdi , hapisane verdi, işsizlik verdi.Hiç unutmuyorum 12 Mart'ta Maçka'dan yirmi üç kişiydik hapiste yatarken. Aramızda rahmetl Muhittin Topaloğlu, Osman Eyüboğlu ve halen sağ olan Aslan Bayrak da vardı.İki aydan fazla kaldık gladyonun zindanında Ankara'da. Neydi suçumuz, hiç , sadece solcu olmak.Solcu olmak namuslu olmaktır. Aynı şekilde 12Eylül dönemi...Daha kitlesel operasyonlar.Mağrali bir teyzenin dediği gibi: "E uşağım, ben Rus işgalini yasadım , ancak bu domuzlar bize O'nu bile arattı." Hapislikten sonra ben iki yil işsiz, güçsüz kaldığımı dün gibi hatırlarım.Neydi soçumuz Amerikanci olmamak. Belki sen de bunlardan birisin, yada olmaya adaysin. Peki Tayip,Erdogan bu ülkeyi 21 yildir yönetiyor. Bunu ilk on dört senesi Amerika'nın eş başkanlığı ile geçti.Bunu en çok eleştiren de biziz.Fakat silivri duvarları yıkılıp da gerçek ortaya çıktıktan sonra güvenlik güçleri PKK'nin ve 15, 16 Eylül'den sonra üzerine gitti.Tayip Erdoğan da Amerikayla ters düşmeye başladı. Şu anda bakalım PKK'lı ve Fetöcü olmamak kaydıyla kim var hapiste?Kimse var mı? Peki siyasi düşüncemiz ayrı olmak kaydıyla Tayip Erdoğan'ın , geçmışte muhalafet ettiğimiz Süleyman Demirel'den farkı ne? Peki o halde nedir bu Tayip Erdoğan düşmanlığı?Tamam hayat pahalılığı, yolsuzluk lar, adam kayırmalar,tek adam yönetimi ... Hepsi tamam, ama Tayip Erdoğan giderse her şey düzelecek?Düzelir mi diyorsun?Duzelmez kardeş duzelmez.Eleştiri sisteme yönelik olmali, o,da ancak köklü bir devrimle düzelir.Hasta komada sen hâlâ aspirinle hastayi tedavi edemezsin. İste yapilan seçimlerde dunyanın dağılımı:Erdoğan'ı destekleyenler. Rusya, Çin, Pakistan. Venezuella, Küba, Macaristan, Sırbistan, İran , Araplar, Filistinliler,Cezayirliler,Libya, Brezilya... Kiliçtaroğlu diyenler de: ABD, İngiltere , Fransa. Almanya, İspanya, İtalya , Hollanda , Belçika, Kanada Aavusturalya... Bütün bunlar ınsanda ne çağriştiriyor acaba?Özellikle dünün solcularına. Durum bu sevgili dostum, saygilar, sevgiler sunarım.
İSMET EYÜBOĞLU OKURYAZAR ÖĞRETMEN
|