BANANECİLİK
Sık sık kullanılan sözler arasında biri de; “eskiden şöyleydi, eskiden böyle yapılırdı.” Esk, eski, eski!.
Bu eski, neymiş böyle. Her daim eskiyi arar olduk. Eskiye duyduğumuz özlem bugün olmaz mı? Nedir bu eski? Her neyse, dillerden düşürülmeyen eski neyse o, işte!..
Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı. Söylediğinizi duyar gibiyim.
Söyleyin, söyleyin. İçiniz, nefesiniz açılır. Hiçbir şey içinizde kalmasın. Ne demişler, içinizde kalırsa, sonra rahatsızlık verir.
Nasıl mı? Çok yemek yiyince nasıl rahatsız oluyorsanız, söylemek istediğinizde içinizde kalıyorsa, aynı rahatsızlığı verir.
Eski, neden özlenir, biliyor musunuz? Eskiden bu kadar riyakarlık yoktu da, ondan. Sözler senet gibiydi de, ondan. Kimse yalan dolana baş vurmuyordu da, ondan. Kimse kimsenin malına göz dikmiyordu da, ondan. Hep bana, hep bana istenmiyordu da, ondan. Bu kadar mal mülk düşkünlüğü yoktu da, ondan.
Bu gibi örnekler çoğaltılabilir. Amacım, örnekleri çoğaltmak değil.
Bugün bir çok insan da vurdumduymazlık ön planda. Düşündüğü tek şey, kendi rahatlığı ve yaşantısı. Etrafında yaşayanlar hiç umurunda değil.
Bencillik had safhada olduğu gibi saygısızlıkta arkasından ağır ağır gelmekte. Sonra bu ikisinin birleşmesi ve gelinen nokta.
Her dönem kendine has özelliklere sahiptir. Biz insanlar bu değişimde yer alırken, sadece kendi dünyaya gelişimizle ilgileniriz.
Etrafta olan bitenden haberdar değiliz. Bananecilik ve vurdum duymazlık, her türlü olumsuzluğun meydana gelmesine neden olan etkenlerin başında yerini alır.
Çevresinde olan bitenlere sırt çevirip sadece kendi aile içerisindekilerin menfaatini düşünenlerin toplum içerisindeki ki, dışlayıp hiç kimseye fayda getirmez.
Kanuni Sultan Süleyman'ın "Bir devletin yıkılması neyle olur" diye bir soruya kafası takılır ve akıl sahibi insanları makamına çağırtarak onlara sorar ama merakı dinmez.
Zamanının evliyası olan Yahya Efendiye bir name gönderir ve sorunun cevabını ister. Yahya Efendi de bir küçük not yazar ve gönderir.
Kanuni buna çok bozulur ve Yahya Efendinin yanına gider
-"biz sana çok değer veriyoruz ama sen bizim çok önemli bir sorumuza bile cevap vermiyorsun" diyerek kırıldığını ifade eder..
Yahya Efendi de;
"Padişahım, ben cevabı yazdım okumadın mı?.."
"Okudum, sadece NEME LAZIM (BANANE) yazıyordu."
"Padişahım! İşte cevap odur. Bir devlette NEME LAZIMCILIK (BANANECİLİK) artarsa o devlet yıkılmaya mahkumdur.."
