BALIKÇI VE KARISI
Hangimiz mutluluğu aramaz? Hangimiz mutluluğumuz için yapamayacağımız işlere girmez? Mutluluk kimine göre, sade bir hayat, kimine göre altından yapılmış saraylardan. Aslında mutluluk insanın kendi iç dünyasında yaşadığı bir hayattır. Mutluluğun tarifi Sorulduğunda herkes kendince bir tarif verir. Ancak tarifin aslı insanların belleğinde saklıdır.
Balıkçı ve karısı hikayesinde olduğu gibi.
Vaktiyle bir balıkçıyla karısı uçurumun kenarında ki, kulübede yaşarlarmış. Balıkçı da her gün uçurumun kenarına gidip balık tutarak geçimlerini sağlarmış.
Ancak balıkçının karısı hayatından hiç mutlu değilmiş. Kulübenin pis koktuğunu balık yemekten bıktığınıne zaman bu hayattan kurutulacağını sürekli söylermiş. Balıkçı, karısını çok sevdiğinden mutlu olması için elinden geleni yapmaya çalışıyormuş.
Yine bir gün uçurumunkenarına giden balıkçı, oltasını masmavi denize atmış. Uzun süre bekledikten sonra oltaya balık takıldığını hissederek, çekmeye başlar. Uzun bir uğraştan sonra oltanın ucunda bir dil balığı görür ve “sen bu kadar ağır olamazsın. Herhalde çok yedin.” Dil balığı; “beni öldürme, ben büyülü bir prensim. Beni serbest bırak.”
Balıkçı; “konuşan bir balığı elbette öldürmem. “der ve balığı serbest bırakır. O gün eve balık getirmez. Karısı neden balık getirmediğini sorar. Balıkçı, olan bitenleri anlatır. Karısı dahada sinirlenir. “çabuk o dil balığına git. Ve bu kulübeden bıktığımı söyle. Bana güzel bir ev yapsın.” Balıkçı istemeyerek olsa denizin kıyısına gider. Ve sihirli balığa seslenir. Çok geçmeden sihirli balık görünür ve ne istediğini sorar. Balıkçı; “karım mutlu değil. Güzle bir ev istiyor.” Sihirli balık; “tamam eve karına git o ev onun artık.”
Balıkçı koşarak eve gider. Kulübelerinin yerinde muhteşem bir ev görür. Yeni mobilyalar, ve şöminesi olan ev balıkçının da hoşuna gider. O gece yataralar fakat balıkçının karısı hiç uyumaz. Bütün gece mutlu olabilecek şeyleri düşünür. Sabah kahvaltıda kocasına, “sihirli balığı bulup, saray istediğimi ve beni kraliçe yapmasını söyle.” Balıkçı istemeyerek de olsa, uçurumun kenarına giderek, sihirli balığa seslenir. Dalgaların arasından çıkan balık, ne istediğini sorar. Balıkçı karısının mutlu olmadığını saray istediğini ve sarayda kraliçe olmak istediğini söyler. Balık; “evine git, karına söyle artık saray onundur.”
Balıkçı, eve gider. Etrafında hizmetçiler olan sarayı görür. Karısı da, başında bir taç ve taht üzerinde oturur. Balıkçı, karısına mutlu olup olmadığını sorar. Kadın, imparatoriçe olmak istediğini söyler. Balıkçı itiraz etse de, karısını ikna edemez. Tekrar uçurumun kenarına gider ve balığa seslenir. “sihirli balık, neredesin, sihirli balık neredesin?”
Balık, suyun üzerinde görünerek, ne istediğini sorar. Balıkçı; “karım mutlu değil. İmparatoriçe olmak ve daha büyük saray istiyor.” Balık; “evine git. Saray onundur. Ve imparatoriçedir.” Balıkçı koşarak eve gider, eski sarayın yerinde daha büyük ve muhteşem bir saray görür. Kapıda muhafızlar, içerde hizmetçiler. Altından yapılmış bir taht üzerinde oturan karısının etrafında krallar vardır. Balıkçı, yanına giderek, mutlu olup olmadığını sorar. Kadın, düşüneceğini söyleyerek kocasını geçiştirir. Balıkçı çok yorulduğundan yattığı gibi uyur. Kadın, bütün gece düşünür. Aradan biir hafta geçer. Hiç uyumayan kadın,, “şimdi uyuyabilirim.” Dediği sırada güneşin doğduğunu görür. Kocasını uyandırarak; “kalk. Balığa gir. Güçlü olmak istediğimi söyle. Benden güneş ve ay benden izinsiz hareket etmesin.” Balıkçıitiraz etse de, karısını ikna edemez. Denizin kenarına gider. Her taraf kararmıştır. Sihirli balığı çağırır. Çok geçmeden balık, gelir. Balıkçı “karım mutlu değil. Güçlüden güçlü olmak istiyor.” Balık; “evine git. O artık güçlüdür.” Balıkçı koşarak eve gider. Fakat karısını hiçbir yerde bulamaz. Tekrar balığa giderek seslenir. Balık; “senin karın güçlüdür onu kimse göremez.” Balıkçı; “ben karımı istiyorum” balık; “bunu yapamama. İstenen dişleği geri alamam.” Balıkçı, “senin hayatını ben kurtardım. Bugüne kadar hep karımın istediklerini yaptın. Şimdi de benim dileğimi yerine getir. Ve karımı bana geri ver.” Balık; “doğru haklısın. Benim hayatımı sen kurtardın. Benden hiçbir şey istemedin. Şimdi eve git.” Balıkçı, koşarak eve gider. Eski kulübelerinin kapısında karısını görür. Yanına gider. Kadın; “anladım ki, mutluluk saraylarda taçlarda, tahtlarda değil. Küçük şeylerde saklı.”
