ARAPLAŞMA
Doğadaki bütün canlılar ortaya çıktıkları çevrenin ürünüdür, ona benzerler.
İnsanlar da.
Biz Asya’yı biliriz, kökùmüz ta oralara kadar gider. Sonradan göç ederek , kimi
yerde durarak, kimi yerde at sırtında bozkırları aşarak , Ortadoğu'ya, Anadolu'ya
gelmişiz. Gelmişiz de ne olmuş, Anadolu'yu kimse bizim için hazırlamamış,
Anadolu ıssız değil , Anadolu'da tarihin her döneminde insanlar yaşıyor, uygarlıklar
yaşıyor. Onlarla karşılaşıyoruz , gerektiğinde savaşıyoruz, gerektiğinde barışıyoruz,
sonunda sarmaş dolaş oluyoruz, zaman içinde onlar bize benziyor, biz onlara
benziyoruz, sonunda bugünkü Anadolu medeniyeti ortaya çıkıyor.
Anadolu dünyanın en güzel yörelerinden birisi. Kilit ülke, her zaman herkesin gözü
üstümüzde .Zaman zaman istilâlara uğruyoruz. O zaman da kâh bir önderin etrafında
birleşerek, kâh kendi içimizden önderler yaratarak düşmana karşı savaşmışız. O zaman da her türlü ayrıyı, gayriyi bir kenara koymuşuz. Bu topraklarla hemhal
olmuşuz. Adına da Türkiye Cumhuriyeti demişiz, Türk Cumhuriyeti değil.
Bu devinim günümüzde de devam edip gidiyor. Belli ki bir süre daha devam edecek.
Taa ki insanlığın en büyük rüyası sınıfsız, sömürüsüz bir toplum kuruluncaya kadar.
Son yılların en sıkıntılı sorunu göç olayıdır.
İnsan neden durup dururken yıllardır yaşadığı toprakları terk eder?
Kendini tehlikeye, ölüme atar?
İnsan neden gidip denizlerin dibinde boğulur, can verir, Aylan bebek, çoluk çocuk demeden?
Temel sorunlardan birisi de budur.
Bu sorunun temelinde on bir bin kilometre öteden gelip Ortadoğu coğrafyasına
müdahale eden emperyalizm vardır.
93 senesinde yalanla dolanla Irak'a müdahale edilmeseydi , bir buçuk milyon insanın
kanına girilmeyi, on binlerce kadına tecavüz edilmeseydi bunlar olur muydu?
Daha sonra Afganistan'a girilmeseydi bunlar olur muydu?
Ve komşumuz Suriye !
On küsur yıldır oralar karıştırılıyor, halen devam ediyor ,bereket ki Rusya. İran devreye girdi de biraz denge sağlandı.
Bütün bunların artısı bize gelen milyonlarca Suriyeli ve Afganlı.
Bir de turistik geziler vardır.
Onu anlayabiliyoruz, adamın parası vardır, pulu vardır, ekonomik durumu elverişlidir, istediği ülkeye gidebilir.
Şu anda Trabzon sokaklarında binlerce Arap turist var. Lokantalar, kafeler , oteller,
gezme alanları onlarla dolup taşıyor.
Esnafın yüzü onlar sayesinde gülüyor .
Onlar güldükçe yerli vatandaşın pahalılıktan da yüzü ekşiyor. O da ayrı bir sorun.
Bir de birileri var ,onların da derdi farklı , efendim Araplar pismiş , cahilmiş, görgüsüzmüş, bu gidişle bizi de kendilerine benzeteceklermiş, biz de Araplaşacağız diyenler.
Bu sokakta gördüklerimiz, İngiliz olsa, Alman olsa, Fransız olsa aynı şeyleri söyle-
cek miydiniz?
Büyük ölçüde hayır, onlar modern kıyafetliymiş.
Hadi oradan sen de! derler adama.
Daha dün Ortaçağda senin Avrupa’n karanlığı yaşarken bugün beğenmediğin
Araplar aydınlık bir dünyada yaşıyorlardı. Bugün cahil bıraktırılmışlarsa onda
o emperyalist güçlerin payı yok mudur?
Zamanla onlar da bize benzeyecek, siyah çarşafı atacak, peçeyi de.
Bunda Atatürk'ün ileri görüşlülüğünü kutlamak gerekir, Türk kadınları adına.
İSMET EYÜBOĞLU
OKURYAZAR ÖĞRETMEN
