ANLAYABİLİYOR MUYUZ?
Zamanın birinde çok cimri bir adam varmış. Adam, o kadar cimriymiş ki, ne misafir kabul eder nede misafirliğe gidermiş. Gerekçe olarak misafir evine gelince rızkı azalırmış. Günün birinde cimri adam evinin bahçesinde köfte kızartıyormuş. Yoldan geçmekte olan bir yolcu köftenin kokusunu alınca, cimri adamdan ekmek arası köfte istemiş. Cimri adam, nasıl olduysa, yolcuya pişirdiği köftelerden birini alarak ekmek arasına koyup yolcuya vermiş. Aradan zaman geçmiş ve cimri adam Hakk’ın rahmetine kavuşmuş. Mezarda ilk gece çıyanlar yılanlar etrafında dolaşmaya başlamış. Başka bir yerden tek köfte çıkıvermiş. Cimri adam yılanlardan korkmuş. Son anda köftenin bir delikten çıktığını görünce; “köfte” diye bağırmaya başlamış. Köftede; “ne yapayım her yerden yılan çıkıyor. Hangi deliği tek köfte olarak kapatayım.”
Bu hikaye, bize bir çok şeyi anlatmaktadır. Mal mülk yığanlar, yığdıkları mal ve mülkte fakirin hissesi olduğunu bilmezler. Zannederler ki, sahip oldukları her şey sadece kendilerinindir. Oysa, kazandıklarının zekatı vardır. Bunu göremeyecek kadar gözler, körleşmiştir. Sadece gözler değil, kalplerde katılaşmış, kulaklar sağırlaşmıştır.
Elinden, taş düşmeyenler, dünya malını bırakıp gittiklerinde geriye sadece cimriliği kalmıştır.
Kadının biri hiçbir eşyasını vermez, kimseye yardım etmezmiş. Yeni gelin, kayın validesini huyunu sevmezmiş ama bir şeyde diyemezmiş. Her gün çarşı pazara çıkan kadın aldığı kıyafetleri, yiyecekleri evine getirir.
Giydiğini giyer, giymediğini dolabında saklarmış. Yeni gelin, eve gelen fakir insanlara kendi giysilerinden verirmiş. Ancak kayın validesinin hiçbir giysisini veremezmiş. Çünkü kayın validesi kimseyle eşyasını paylaşmak istemezmiş. Gün oldu, zaman döndü. Kayın valide vefat etmiş.
Cenaze namazı kılınırken, yeni gelin, gülmeye başlamış. Eşinin ikazlarına aldırmadan gülmesini sürdürmüş.
Namaz kılındıktan sonra tabut omuzlar üzerinde mezarlığa giderken, yeni gelinin gülmesi devam etmiş. Eşi dayanamayarak; “cenazede gülünmez. Ölen, benim annem.” Demiş.
Yeni gelin, o kadar gülüyormuş ki cevap verecek durumda değilmiş. Gülme krizi geçince; “nereye güldüm biliyor musun? Annenin tabutu üzerinde bir çubuğa asılı çürük bir soğan vardı. Sağlığında hiçbir eşyasını vermiyordu.” Demiş
Bu hikayede bize amel defteri kapanmadan yardım etmemizin önemine vurgu yapmaktadır. Sağlığımızda yardım etmeliyiz. Kimsenin kalbini kırmadan, dökmeden ömrümüzü sağlık sıhhat huzur içerisinde geçirmeliyiz. Dedikodudan, gıybetten, haramdan, kötü söz söylemekten kendimizi alıkoymalıyız.
Veren el, alan elden üstündür. Bu bilinçte olmalıyız. Orucun faziletini bilip, hareketlerimizi ona göre ayarlamalıyız.
Hac; döndükten sonra. Oruç; ramazan bittikten sonra. Namaz; camiden çıktıktan sonra. Belli olur. Bunların ne mana taşıdığını bilmeden hareket etmek bir mümine yakışmaz.
