DUYGU KARAHASANOĞLU


İNSANDA EDEP YOKSA!!! 

“İnsanda yok ise ‘Edep’ neylesin medrese, mektep!


 

                            İNSANDA EDEP YOKSA!!!                 

 

 “İnsanda yok ise ‘Edep’ 

neylesin medrese, mektep! 

Okusa alim olsa

 yine merkep, 

yine merkep…”

Necip Fazıl’ın şiirindeki dizeler bir çok şeyi anlatsa da, sözün özünü anlayanların sayısı oldukça azdır.  Zaman zaman saygısızlıktan ve kibirden şikayet eder dururuz.  Kimse kendine öz eleştiri zahmetine ne yazık ki katlanmıyor. Eşeği önce sopayla dövüp ardından otomobilin arka koltuğuna zorla sokup ve yanına oturan  adama ne demeli? Yorumu size bıraksam da, bence o eşek, o adamdan daha onurlu. Rusya’da bir sirkte gösteri amaçlı kullanılan kaplana gereğinden fazla ilaç verilir. Kaplan sahnede bir müddet hareketsiz kaldıktan sonra aşırı derecede titremeye başlar. Görevli elindeki sopayla sırtına, başına vurarak,, ayıltmaya çalışır. Başka bir görevlide kaplanın başından aşağıya su döker. Kaplan bayılır. Görevli kaplanı kuyruğundan çekerek sahneden uzaklaştırıp kafesine atar. 

Bu sefer yorumu size bırakıyorum. Ne düşünürseniz düşünün eminim doğruyu bulacaksınız. 

Ömer Hayyam’ın şiir dizelerine bir bakalım; 

 “bu kibir niye. 

Sen hiç ölmeyecek gibisin değil mi. 

Senden öncekiler de, senin  gibiydiler.” 

                           Her kim ne yapıyorsa, kendine yapar. Kimse kimsenin kuyusunu doldurmaz.  Günümüzde herkes her şeyi bilir oldu. Kimse kimsenin derdini dinlemediği  gibi kuyusunu kazmak için fırsat kollamaya başladı. Ne arkadaşlık kaldı, ne de dostluk. Yarenlik deseniz çoktan unutulup rafa kaldırıldı. 

Adamın biri ölür. Dünyada yaptığı sevaplar günahlar hesaplanmaya başlar. Günahı az da olsa sevabını geçer. Adam telaş içerisinde öteye beriye koşturur.  Kime gittiyse, kimse ona sevap vermez.  Adamın aklına sonradan dünyada tanıdığı arkadaşı gelir. Onun yanına gider.  Az bir sevaba ihtiyacı olduğunu söyler. Arkadaşı O’na dönerek; “benim günahım çok. Yerim   cehennemdir. Bu sevap seni cennete götürürse senin olsun.” Der. 

Adam, sevinerek oradan uzaklaşır. Sevabı günahından fazla geldiği için cennete gider. Arkadaşı da, yaptığı iyilikten ötürü cennete alınır. 

Hapishanenin avlusunda bulunan köpeğe her mahkum tekme atar. Köpek, tekmeleri bekler durumda vaziyet alır. Bu durum her gün tekrarlanır. Köpek, mahkumların tekmelerine alışır. 

Dostoyevski, köpeği uzaktan takip eder. Yanına yaklaşarak başını okşar. Köpek Dostoyevskinin yüzüne şaşırarak bakar ve acı acı havlar.. Dostoyevski, bir gün sonra köpeği aynı yerde göremez. Köpek, Dostoyevskden kaçar. Kötülük gören köpek kötülüğe alışmıştır, sevilip okşanmaya alışık değildir. 

                         Dünyada yapılan her iyilik ve verilen her sadaka bir gün mutlaka sizi bulacaktır. Bir başkasının sözleri sizi tahrik etmemeli. Siz yine kendi sağ duyunuzu korumalı ve sabırlı davranmaya devam etmelisiniz. Gönüllere girmek, çıkmaktan daha zordur.