


CEVAT KONAK(DEMİRAĞA)
KARAYOLLARI-ŞOFÖR
1930’daYeşilyurt(Hecevara) köyünde doğdu. Hasan Konak ve Şefkiye Konak'ın 4. çocukları olarak dünyaya geldi.
Henüz daha çocuk yaşlardaki dayanıklılığı ve sert mizacı dolayısıyla Dedesi Hacıoğlu(Hüseyin Konak) tarafından kendisine Demir ağa lakabını taktı. Diğer kardeşi Ali Konak’a ise (Şeker ağa) lakabını koydu. Şeker ağa 1965’de hastalık sonucu erken bir yaşta vefat etti. Cevat Konak (Demir ağa) yaşadığı yıllarda karayollarındaki iş arkadaşları ve Maçka halkı kendisini ölümü sonrasında bile aynı isimle anıldı.
Çocukluk yılları aynı köyde tarlada ve yaylada çalışarak geçti. Hamsiköy yaylaları kardeşleri ile birlikte onun inek beklediği yerler olarak hafızalara kazındı. İlkokulu Maçka merkezde bitirdi. İlçemizin değerli öğretmenlerinden biri olan Hüseyin Kazım Balonun ilkokul öğretmeniydi.
İlkokul sonrasında bir daha okula gitmedi.Bir sanat öğretmek, aile bütçesine katkı yapmak adına Gençlik yıllarının başında bir süre terzilik sanatı ile uğraştı.
Yaşamayı sürdürdüğü Hacavera’nın hareketli, yerinde duramayan, aynı zamanda yakışıklı delikanlılarından bir tanesiydi.Genç yaşında köyünün güzel kızlarından, Öğretmen daha sonraları Maçka Belediye başkanı olan Neşat Karahasanoğlu'nun 1. çocuğu Saynur Karahasanoğlu'na gönlünü kaptırdı. Ancak Neşat Bey bu evliliğe onay vermediği için iki genç bir süre sonra kaçarak evlendiler.
Evliliğin ardından 3 yıl Erzincan'da askerlik görevini tamamladı. Askerlik sonrasında yeniden köyüne döndü. Bir süre sonra Karayollarında şoför olarak işe gidi.
Cevat Konak(Demirağa) babası Hasan Konak’ı erken bir zaman da kaybettiği için 5 kardeşi ile her zaman yakından ilgilendi. Babasının kaybından sonra en küçük kardeşi Şekerağa'nın ölümü hayatının en büyük Travması olmuştur. Artık Demirağa'nın ailesi daha da büyümüş, yükü daha da ağırlaşmıştı. Kendi evliliğinden 7 tane çocuğu, kardeşinin de geride bıraktığı 2 yetim çocukla hanesinde toplam 9 çocuğu oldu.
Çocukları ve evi ile daima yakından ilgilenmiş, onların okuyup geleceklerini kazanması için çok çalışması gerektiği bilincindeydi. Her zaman kendi çocukları ve kardeşinin çocuklarının okuması ve toplumda saygın kişiler olması için onlara sahip çıkarak elinden geleni yapmıştır.
Uzun yıllar yaşadığı Hacavera’dan Güney Mahallesinde bulunan arazisi üzerine 1975 den sonra ev yaparak buraya yerleşti. Doğayı ve hayvanları çok seven Demirağa evinin çevresini meyve ağaçları ve çiçeklerle süsledi. Evinin etrafındaki çiçek çeşitliliği oradan gelip geçenlerin hayranlıkla seyrettiği bir yerdi. Ancak 1990 yıllarında bölgede yaşanan heyelan sonucunda evinin olduğu bölge istimlak edilerek evi yıkıldı. Lise yolu üzerinde satın aldığı başka bir arsa üzerine ev yaparak buraya taşındı.
Emekli olduktan sonra ailesiyle birlikte sakin yaşantısını sürdürdüğü Güney Mahallesinde mutlu bir hayat sürüyordu.2002’de ciğerlerinden rahatsızlandı. İstanbul Cerrahpaşa hastanesine tedavi olmaya gitti, ameliyat sonrasında bir daha gözlerini açamayarak aramızdan ayrıldı.
Çocuklarının hepsine bir arkadaş, bir baba gibi davrandı, onlarla birlikte ağladı, birlikte güldü. En küçük oğlu Volkan Konak yöremiz kültürünü bir müzisyen olarak ülkemiz sınırları dışına taşıyarak ülkemiz ve bizler için gurur kaynağı oldu. Babasının rahatsızlığında hep yanında olan Volkan Konak babasının Cerrahpaşa hastanesinde vefatı sonrasında çok büyük bir üzüntü yaşadı. Tüm ailenin yaşadığı bu üzüntüyü mısralara dökerek dile getirdi.Bu türkünün sözleri büyük kızı Nuran Bahçekapılı’ ya aittir.
”Vay seni Cerrahpaşa
İçmem suyundan içmem
Bir daha ki seneye
Yolcu da gelip geçmem
Doktorlar da bilir mi?
Ciğerin acısını
Cerrahpaşa’ya koydum
Canımın yarısını” diyerek bütün hasta olanların tercümanı olmuştur.
Kaynak kişi; Kızı Nuriye Yavuz
