Fatma Karahasanoğlu


                                        YAZ BİTTİ GÜZ GELDİ

                                        YAZ BİTTİ GÜZ GELDİ


                                           YAZ BİTTİ GÜZ GELDİ

 

 

                            Her yıl olduğu gibi yaylalardan köylere doğru göçler başladı. Havaların soğuması bu göçü daha hızlandırdı. Baharın gelmesiyle güle oynaya giden yaylacılar bu sefer, hüzün mevsimi sonbahar gibi dönmektedir.

                             Yayla mevsimi geldiğinde doğanın canlanması da, ruhları farklı bir şekilde okşar. Ağaçlar, çimenler yeşil örtüsüne bürünür. Rengarenk çiçekler, dallarda ve çimenlerde boy gösterir. Kendine göre akan derelerde, bir başka güzelliğe bürünür.  Karıncalar, böcekler, kuşlar, ağustos böcekleri, tırtıllar, kelebekler, kurbağalar… yeniden doğmuş gibi olurlar. 

Hani derler ya! Allah, herkesin rızkını verir.

                              İlkbaharla birlikte yayla yolları da, sürülerle şenlenmeye başlar. Öbek öbek geçen sürülerin arasında kuzular, oğlaklar, çobanların kontrolünde ilerler.

Eskiden yaya olarak gidilen yaylalar son yıllarda araçlarla, gidilse de, yine yollarda sürüleri görmek mümkündür.

Koskocaman bir yazı geride bırakarak, yayla dönüşleri son baharın rüzgarları ve soğuğuyla başladı. Bu yıl önceki yıllara göre daha soğuk ve yağışlı geçti. Karadeniz’in yüksek yaylalarına yağan kar, yaylacıları erken dönüş yoluna itti. Ancak yaylalarda işlerini bitiremeyen yaylacılar biraz daha yaylalarda kalacak.

                           Yazın çalışıp kışlıklarını hazırlayanların yanında hiç çalışmayanlarda vardı. Aklıma Jean de la Fontaine çok ünlü hikayesi geldi. “ eğlenceyi çok seven bir ağustos böceği varmış. Bu ağustos böceği sürekli saz çalar, şarkı söylermiş. Tüm gününü bu şekilde geçirirmiş. Derken güzel, sıcak günler bitmiş, kış gelmiş. Artık havalar çok soğuk ve yağışlıymış. Ağustos böceği şarkı söylemez hale gelmiş. Soğuktan çok üşüyormuş ve karnı da çok açıkmış. Ama hiç yiyeceği yokmuş. Çünkü tüm yazı saz çalarak ve şarkı söyleyerek geçirmiş. Kış için hiç hazırlık yapmamış. Ama o bu şekilde eğlenirken küçük komşusu karınca tüm yazı kış hazırlığı yaparak geçirmiş. Ağustos böceği bunu hatırlamış ve aklına karınca komşusundan ödünç istemek gelmiş; “karınca komşumdan ödünç yiyecek bir şeyler isteyeyim.” Demiş. Ağustos böceği bu düşünce içerisinde karınca komşusunun kapısına gitmiş. Kapıyı çalmış karınca açmış kapıyı. Karşısında açlık ve soğuktan perişan olmuş ağustos böceğini görmüş; “ne istiyorsun ağustos böceği?”? demiş. Ağustos böceği; “karınca kardeş havalar çok soğudu.  Çok üşüyorum.  Üstelik karnımda  çok aç ama yiyecek hiçbir şeyim yok. bana ödünç yiyecek bir şeyler verir misin?  Söz veriyorum ağustosta borcumu  ödeyeceğim.” demiş.

Karınca; “neden yiyecek hiçbir şeyin yok. bütün yaz ne yaptın?” der. Ağustos böceği çok utanmış, çok mahcup olmuş; “şeyyyy, ben bütün  yaz saz çaldım. Şarkı söyledim. Kış için hiçbir hazırlık  yapmadım.” Karınca, çok sinirlenmiş bu cevabı duyunca; “madem öyle tüm yaz saz çalıp, şarkı söyledin şimdi de oyna o zaman.” Diyerek kapıyı ağustos böceğinin yüzüne kapatmış.