Fatma Karahasanoğlu


   YAŞLILAR YÜK MÜ OLUYOR

   YAŞLILAR YÜK MÜ OLUYOR


                                                  YAŞLILAR YÜK MÜ OLUYOR

 

                         Yaşlanmak ve yaşlı olmak her  faninin başına gelecek olan bir olgudur. Yaşlanmak elimizde olsaydı herhalde hiç kimse yaşlanmayı kabul etmezdi.

Ne var ki, elimizde olan bir şey değildir. Dönen dünya gibi akıp giden yıllarla birlikte biz insanlar da, yaşlanıyor.

                         Son yıllarda yaşlılar için huzurevleri inşa edildi. Anne babasını bakmak istemeyenler soluğu huzurevlerinde alıyor. Kimi annesini kimi de babasını huzur evine bırakıyor. Arada bir hatır sormaya gidiyorlar.

Anne babaya bakmak, evlada adeta yük gibi geliyor. Tabii belli bir yaş olunca, vücut ağrıları da o oranda baş gösteriyor.

Evlat, genç! Anne babanın sıkıntısını çeker mi? Hele de bir taraf el olunca!     

                         Genç olmak nasıl bir duyguysa yaşlanmakta öyle bir duygudur. Herkes çocukluk, gençlik ve yaşlılık dönemi yaşamaktadır. Tabii bazı kazalar insanı yaşlanmadan hayattan kopartmaktadır. Bazen çocuk yaşlarda bazen de, genç yaşlarda bu durum yaşanmaktadır.

                          Örf, adet  ve geleneğimize göre yaşlılarımıza hürmet ve saygı göstermek vardır. Onlarla konuşurken, saygıyı ve sevgiyi elden bırakmazdık. Toplu taşıma araçlarında  onlara yer verilirdi.  Şimdi bir çok gencin, yaptığı uyuma numarası yapılmazdı. Yer vermemek için gözlerini kapatıp, ayakta kalan yaşlılar görmezlikten geliniyor.  

Oysa yaşlıya yer vermek O’na saygı göstermek kişinin kendisine olan saygıdan  kaynaklanmaktadır. Aynaya nasıl bakarsan kendini  öyle görürsün.

                        Huzurevleri bir çok yaşlı için soğuk duvarlar anlamını taşımaktadır. Yıllarca, göz bebeği, göz nuru gördüğü evladından ayrılmak istemeyen yaşılar için huzurevleri adeta azap yeridir. Çünkü evladını bir daha yakınında göremeyecek korkusunu her daim içerisinde taşır.

Şu unutulmamalıdır ki, ne ekersen onu biçeceksin.

“Yaşlı adamı sırtında taşıyan genç adam, kayanın ucuna gelir. Yaşlı adamı sırtından indirdikten sonra bir müddet etrafına bakınır. Nefesini düzelttikten sonra etrafını tekrar gözden geçirir. Yanında onunla birlikte gelen on yaşlarındaki çocuk babasının yüzüne bakarak; “dedemi bu kayadan aşağıya mı atacaksın?” dedi.

Adam çocuğun yüzüne bakar. Ç.ocuk sözlerine devam ederek; “ben de seni buradan aşağı mı atacağım?” deyince adamın yüzü kızarır. Bir çocuğuna bir de saatlerce yürüyerek sırtında taşıdığı  yaşlı babasına bakar. Yaşlı adamın yorgun, soluk gözleriyle karşılaşır. Utancı bir kez daha artar. Oğluna dönerek; “hayır oğlum. Dedeni kayadan aşağıya atmayacağım. Sende beni o gösterdiğin yerden aşağıya atmayacaksın.” Dedi ve babasını tekrar sırtlanıp, oğluyla birlikte evlerine döner.”     

Bu kıssadan hisse bir çok şeyi anlatmaktadır.