Fatma Karahasanoğlu


          NEDENİNİ BİLEMEM   

          NEDENİNİ BİLEMEM   


                                        NEDENİNİ BİLEMEM   

 

 

                 Her zaman merak etmişimdir. Günlük hayatta hiç kullanmadığı sivri topuklu ayakkabıları ve hiç günlük hayatta giymediği dekolte kıyafetler, düğünlerde neden giyilir. Hayatında ilk kez bu gibi kıyafet giydiği yürümesinden oturup kalkmasından açıkça belli etmektedir.

Mevlana ne demiş; “ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol.”  

                 Günlük hayatta nasıl giyiliyorsa düğün derneklerde de, öyle giyilebilir. Yani daha şık! Hayatında hiç giymediği giysiler giyenler, emanet taşır gibi o giysilerin içinde kalır. Nasıl komik duruma düştüğünü kendisi asla fark edemez.

                 Her insan güzel görünmek ister. Buna diyeceğimiz yok. ancak sadece düğünden düğüne dekolte kıyafet giymek ve yürüyemediği halde düğünden düğüne sivri topuklu ayakkabı giymek sizce de komik değil mi?

Belki yanlış düşünüyorum ama her defasında kendime düğünlerde abartılı giyilen kıyafetlerin nedenini sordum. Cevap henüz bulamadım. Bir gün bulurum diye düşünüyorum.

Bir başka dikkatimi çeken de, düğün  saatlerine riayet edilmemesidir. Her ne hikmetse düğün başlama saatleri bir çok defa davetiyeden yazılı saatten yirmi, yirmi beş dakika geç başlamasıdır. Nedeni bilinmez.

Gelelim, düğünün başlamasına. Davetliler abartılı kıyafetleriyle salondan içeri girer. Müzik başlar. Sözüm ona sunuculuğu yapan şahıs ağzı içinde bir şeyler söyler ancak ne söylediği anlaşılmaz.

Topuklu ayakkabılar içersinde zor yürüyen, üzerinde emanet kıyafet taşıyanlar bir kaç tıkırtıya eşlik etmeye çalışır. Yaklaşık bir saat sonra müzik kesilir. Oyun oynayanlar yorgun argın köşeye çekilir.

Sıra büyük bağışa gelmiştir. Bunu da anlamakta güçlük çekiyorum.  Düğünler iki insanın mutluluğuna eşlik etmek için yapılan eğlence midir? Yoksa düğün masrafı karşılanmak için düğüne katılan davetlilerden para toplamak mıdır?

Neyse, bağış tezgahı kurulur. Gelin damat ayakta saygı duruşuna geçer. Bağış kuyruğu dış kapıya kadar uzanır. Kuyruk yapmayı severiz ya!

İlk sırada bekleyen elindeki takıyı yada parayı geline takar. Ardından sıra ikinciye gelir. Oda elindekini damadın yakasına parayı özenle iliştirir. Üçüncü, dördüncü sıra derken kapıya kadar uzanan kuyruk erir. Bu arada gelinin kolları, damadın da boynu dolar.

Şimdi sıra gelinle damadın üzerine takılan para ve altınlar boşanmaya gelir. Her ikisi de gelin  odasına gider. Davetliler salonda fiskosa başlar.

Yarım saat sonra gelinle damat tekrar salona dahil olur.  Müzik son ses. Oyuncular, oynamaya başlar.

Düğün pastası ,istemeye istemeye davetlilere dağıtılır. İstemeye istemeye yazdım çünkü pasta kesildikten sonra bir saat sonra tabaklara dilimlenip davetlilere dağıtıldı. Bunun da nedenini bilemem.