HİÇ KİMSE YALNIZLIĞINDA BOĞULMAZDI
Kalabalık aileleri her zaman severim. Aile, kalabalık olunca; dert, tasa, endişe de, aynı oranda azalır.
Bizim mahalle de, haneler kalabalıktı. Bir ailenin en az beş çocuğu vardı. Büyükanne ve büyükbaba da, o hanede yaşardı. Dert, sıkıntı yokmuş gibi hane halkı, mutluluk içinde günlerini geçirirdi.
Sabah, çocuklar okul yolunu tutardı. Çalışmaya gidenlerde yola revan olurdu. Hanımlar, evde kalırdı. Ev işi, yemek, temizlik, bulaşık, çamaşır, günlük işlerle meşgul olurdu. Büyük ve küçük baş hayvanı olanlar, bu işlerin arasına onların, bakımını sıkıştırırdı.
Bu arada bağ bahçe işleri de, aksatılmazdı. Mevsimine göre bahçeler ekilip biçilirdi.
Herkes bahçesini eker biçerdi. Özellikle marul, pırasa, taze soğan, maydanoz tarlanın olmazsa olmazlarıydı.
Kalabalık ailelerin yerini küçük, çekirdek aile yapısı aldı. Anne, baba, bir çocuktan oluşan üç kişilik çekirdek aile yapısı oluştu.
Bahçeli köy, yaşantısından, belirli metrekareden oluşan apartman dairelerine yaşamlar kaydırıldı. Tek çocuklu çekirdek aile gelecek yıllarda kardeş kelimesini de, ortadan kaldırmış olacak. Kardeş paylaşımını bilmeden büyüyen çocuklar, evlendiğinde, teyze, dayı, hala, amca mefhumu da bilinmeyecek.
Her geçen gün yalnızlaşan bir toplum haline geliniyor. Yalnız yaşayanların sayısı da, her geçen gün artıyor.
Nüfus yaşlanınca, bakım da, sorun olmaya başladı. Babasını, annesini bakmak istemeyenler, çoğaldıkça çoğalıyor.
Yeşilçam filmlerinde, bebeklerin sokağa bırakıldıkları sahne izleyenlerin yüreğini sızlatırdı. Bugün durum daha farklı. Anne ve baba sokağa bırakılacak.
Dünya olarak bir yerlere doğru yol alınıyor. Her değişim, İnsanlığın bitme endişesini artırıyor. Teknoloji, insanlar arasındaki diyalogu bitirme noktasına getirmiş durumda.
Yapay zekayla, bir çok iş halledilir duruma geldi. Yapay zekayla istenen ne varsa yapılıyor.
Yalnız yaşayan insanların sayısı artınca, sosyal depresyon sayısı da, artıyor. Yalnızlığından kurtulmak için ilaçlardan teselli aranıyor. Oysa kalabalık yaşayan ailelerde böyle bir sosyal depresyon sorunu yoktu.
Aile bireyleri terapi niteliğindeydi. Sohbetler, ona göre yapılır. Sorunlar, o ölçüde çözülürdü. Hiç kimse kendi yalnızlığı içerisinde kalıp boğulmazdı.
