HATA
Bir insan hatasını neden kabul etmez. Bunu hiç düşündünüz mü? Hatasını kabul etmeyen insan, her daim hata yapmaya açıktır. Hataya açık kişilerden, her şey beklenir.
Alkol kullanan kişi, alkol bırakma tedavisi almaz. Nedeni oldukça açıktır. Alkolik olmadığını söyler. Oysa alkol içtiğini kabul etmiş olsa, tedavi olur. Daha doğrusu tedavi olmayı kabul eder.
Her insan hata yapar. Hatasız kul olmaz. Önemli olan yapılan hatanın bilincinde olup, o hatadan geri dönmektir.
Yapılan her hata toplum içinde farklılık gösterse de, hata her zaman hatadır. Yapılan bir hatanın da telafisi yoktur. Önemli olan o hatayı bir daha yapmamaktır.
Trafikte yapılan hatanın telafisi olmadığı gibi!..
Hatalar, hatalar! Kim yapar, kim yapmaz.
İki eski sınıf arkadaşı kadın yıllar sonra caddede karşılaşır. Birbirlerine bir müddet baktıktan sonra; “Nehir”, “Yaprak” diyerek birbirlerini kucaklar.
Nehir, bitkin, solgun yaşından daha da fazla gösteriyordu. Kıyafetleri de oldukça eski ve yırtıktı. Boğazı kırışmış yanakları içe çökmüştü.
Aynı yaşta olmalarına rağmen Yaprak, daha dinç olduğundan genç görünüyordu. Boğazında altın zincir, parmaklarında pahalı yüzükler vardı. Kıyafeti de ona göre çok düzgün ve yeniydi. İki sınıf arkadaşı birbirini süzdükten sonra Yaprak; “sana böyle ne olmuş Nehir? Okuldayken hayallerin vardı. Neşeliydin, sağlıklıydın.” Dedi.
Nehir, içini çekerek arkadaşına baktı. “sorma, iyi bir evlilik yapamadım. Bir çocuğum doğdu. Fazla yaşamadı. Evlendiğim adam da beni terk etti. Yalnız başıma kaldım. Hastalandım. Karşıki eczanede ilaçlarımı yaptırmaya geldim. Sen ne yaptın?”
Yaprak arkadaşının haline üzüldü. Ne diyeceğini bilemedi. Kendisiyle ilgili olarak, “bende, evlendim. Eşim zengin bir o kadar anlayışlı. Çocuklarım oldu. Eşim hem bana hem de çocuklarıma çok ilgili. Mutluyum. Allah’a şükür eksiğim yok. İstediğim yere gidiyor, istediğimi alabiliyorum. Ayakta kaldık. Bir pastaneye gidip oturalım.”
Eczanenin karşısındaki pastaneye oturdular. Eski günleri yad ettiler.
Yaprak caddeden geçen şık giyimli adamı görünce, Nehir’den beş dakikalığına izin isteyip, dışarı çıktı. Uzun bir süre sonra geri dönerek, beklettiği için arkadaşından özür diledi.
Nehir’de ilaçlarını almak için arkadaşından beş dakikalığına izin istedi.
Yaprak, hesabı ödemek için çantasını açtı. Bin lira olması gerekirken, çantada para yoktu. Evden çıkmadan önce eşinden bin TL almıştı. Çantasını iyice karıştırdı. Ayna, selpak, ruj, kalem her şey yerindeydi. Ancak bin TL yoktu. Nehir’in çantası koltuğun üzerinde çantasının yanındaydı.
Acaba Nehir çalmış olabilir mi,diye düşlündü. Sonra “yok yok öyle şey yapmaz. Okuldan beri tanıtırım. Ailesini bilirim. Hayır hayır.” Kendi kendine hesaplaştı. Daha fazla dayanamayıp, arkadaşının çantasını açtı.
Çantanın içinde Bin TL vardı. Hiç düşünmeden parayı alıp hesabı ödedi. Garsona; “acil işim çıktı. Arkadaşım gelince söylersin.” Dedikten sonra hızlı adımlarla pastaneden çıktı.
Eve döndüğünde hala titriyordu. Eşi neler olduğunu sordu. Yaprak, sadece yüzüne baktı. Eşi; “sen de bugün tuhaflık var. Sabah benden Bin TL istedin. Parayı masanın üzerinde bıraktın.”
Yaprak, yaptığı hatayı anladı.