DUYGU KARAHASANOĞLU


ANILAR – 2

Her birimiz yaşadıklarımızı daima hafızamızda canlı tutmak isteriz


                                            ANILAR – 2

 

                           Her birimiz yaşadıklarımızı daima hafızamızda canlı tutmak isteriz. Ne var ki bazıları anımsanmayacak şekilde silinip kaybolur. 

Kaybolmasına kaybolur ama bilinç altında kendine güzel bir yer bulur. 

Bazı anılar var ki, asla unutamazsınız. Uyku halinde bile sizinledir. Rüyanızda canlılığını korur. Elinizi uzatırsınız, tutmak istersiniz, ancak eliniz boşa düşer. 

Birden uyanır, rüya olduğunu anlarsınız. İşte o zaman tüm hayalleriniz hüsrana uğrar. 

Uzanan el anne eliydi. Birde ölmüş olduğunu bilirseniz, işte o zaman acıların en büyüğünü o anda yaşarsınız. Eliniz ayağınız, tutmaz olur. 

Karmaşık düşüncelere girer, kaybolursunuz. 

Annele, menfaatsiz sever, her türlü tehlikeye karşı kol kanat gerer. Yüz hatlarınızdan mutlu olup olmadığınızı anlar. Sıkıntınızı derdinizi ses tonunuzdan çıkarır. Benim annem böyleydi.  Yüzümün asıklığı asla gözünden kaçmazdı. Çok okur, çok yorum yapardı.  Dünya genelinde olup bitenleri izlediği televizyon kanalından ve okuduğu gazetelerden öğrenir, bana da  tek tek anlatırdı. Bir yerim ağırsa, neremin ağardığını hemen anlardı. Ona göre ilaç verirdi. Ateş ölçme yöntemleri de kendine göre vardı. Ateş ölçer, düşürmek içinde yine tedavisini yapardı. 

Gözünden hiçbir şey kaçmazdı.  Okula gidip gelme saatlerim belli olduğundan balkondan gelişimi beklerdi. Biriyle tartışsam yüzümden anlardı. Kırık not alsam, üzülmemi söylerdi. Bir sonraki sınavda daha yüksek not alacağımı da, bilirdi. 

Uykusuzluğumun çaresi yine annemdi. Uykusuz kaldığım geceler, benimle konuşur, uyumadığımın nedenlerini tek tek sıralayıp, çözerdi. 

Benim annem bir başkaydı. Benimle ağlar, benimle gülerdi. Bir buse onun için çok değerliydi.  Gamzeli yanaklarının sıcaklığı hala dudaklarımda saklıdır. Ben annemi, hiç unutmadım. Unutamam. Onunla; bir arkadaş, bir meslektaştık. Benim sorunum onun sorunuydu. Ben üzülürdüm, annemde üzülürdü. Ben sevinirdim, annem de sevinirdi. 

                         Her anneler gününde anneme mutlaka bir hediye alırdım hediye almazsam kendimi iyi hissetmezdim. Bu benim tarzımdı. Annem hediye istemese de, ben almak için can atardım. 

Bir gün değil, benim için 365 gün anneler günüdür. Her gün anneme sıkıca sarılır, gamzeli yanaklarından öperdim. Bu bende adeta gelenek olmuştu. Her sabah kahvaltı öncesi annemei sarılarak, öperdim.    

Tabii on üç yıldır bu alışkanlığım kalmadı. Annem gideli tamı tamamına on üç yıl oldu. Benim de alışkanlıklarım annem gittikten sonra değişti. 

Yine bir anneler günüydü. Anneme hediye almadım. Daha doğrusu alacak zamanım olmamıştı. Mutlu Pazar kahvaltısından sonra annemin gamzeli yanaklarından öptüm. Hediye alamadığımı söyleyince, “benim için en büyük hediye sensin. Başka hediyeyi ne yapacağım?”

                           Anneler farklıdır. Benim annem şimdi çok ama çok uzaklarda. Annemsiz geçen, on üç koca yıl.