DUYGU KARAHASANOĞLU


ALGILAR KIT

Sabit fikirli birine, laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Deveye hendek atlatırsınız da, sabit fikirli olanlara söz anlatamazsınız. “Odunum, odunum” der de başka bir şey demez.


                                               ALGILAR KIT

 

                    Sabit fikirli birine, laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Deveye hendek atlatırsınız da, sabit fikirli olanlara söz anlatamazsınız. “Odunum, odunum” der de başka bir şey demez. 

İşin en ilginç yanı da, algısı kıt, anlama kabiliyeti sıfırdır. Anlama anlamazlar, sadece kendi bildikleri doğrudur. Ahkam kesmede üzerlerine diyecek yoktur. Saygı deseniz kapılarından geçmez, sevgi deseniz yanlarına uğramaz. Hoş görü diye bir şeyin  adını bilmezler. Anlayış deseniz o nedir diye sorarlar. Kendileri çalar, kendileri oynar. Bir başkasının oynamasına müsaade etmezler, ha!

Öfkeyi evlerinde barındırırlar. Nefret onların sırdaşıdır. Kin, en yakın dostlarıdır. Hırs, kan kardeşidir.

Bu tip insanlarla ne yapılabilir? Hadi, söyleyin! 

Ben söyleyeyim. Bu tip insanlarla hiçbir şey yapılmaz. Alış veriş yapılmaz. Bir metre yol gidilmez. 

                    Bazı işler ters gidiyor yada ters işliyor. İşinin ehlilere görev verilmedikçe, bazı şeyler ters olacak yada gitmeyecek. Her şeyden önce kimse kimsenin işine karışmayacak. Karışmayacak derken, mesleki olarak karışmayacak. 

Adamına göre iş verilmeyecek, işler gidişatına göre işe adam alınacak. Onun adamı, bunun adamı diye diye toplumda ne saygı ne sevgi kaldı. “herkes benim” diyor başka bir şey demiyor. 

Yahu! Arkadaşım, azıcık saygılı ol, azıcık sabırlı ol. Bu ne hezeyan? Bir tane doğru vardır. bunun sağını solunu araştırma, ortalığı da karıştırma. 

Siyah, siyahtır. Beyaz, beyazdır. Bunun başka  anlatımı yoktur. Hala anlama zorluğu çekenlerle karşılaşıyoruz. 

Yahu, kardeşim! Sen ne laf anlamaz, bir insansın. Sana, ne söyleniyor, sen ne yapıyorsun?

Bu kadar anlayışı kıt olan bir insanla ne yapılır? Ben söyleyeyim, hiçbir şey.

                    Kendini taşıyamayanlardan her şey beklenir. Dedikodu ararsanız, onlarda. Gıybet arasanız yine onlarda. Hırsızlık yine onların mesleği. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Amacımız, örnekleri çoğaltmak değil. Toplumda sabit fikirli olan insanların sayısını azaltmak. 

Haa, başarılı olabilecek miyiz? Zaman, zaman efendim! Zaman her şeyin ilacı değil mi? Yoksa bunu da mı bilmiyordunuz?

Vay, vay, vay efendim. Ne dersek, boş, diyorsunuz öyle mi? Haklısınız! Siz de haklısınız!

                    Hocaya bir gün şikayete giderler. Şikayetçi olan adam, anlattıkça anlatır. Hoca “haklısın” der. Bu sefer diğer Adam söze başlar. O da anlattıkça anlatır. Hoca ona dönerek; “sen de haklısın.” Der.

Konuşmalara tanık olan hocanın  karısı söze karışarak; “hoca efendi! Ne yapıyorsun? Her ikisini de haklısın dedin.” 

Hoca gülerek; “hatun sen de haklısın.”