Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası),
Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.
Tarih: 4.9.2019 11:16:19/ 197okunma / 0yorum

Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası),

 

 Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.

Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı.[7] “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle Türk edebiyatının ilk edebi romanı olan "İntibah" ve Batılı anlamda Türk edebiyatının sahnelenen ilk tiyatro eseri olan "Vatan yahut Silistre" eserleriyle ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi.

Yaşam öyküsü

21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ´da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi bir Arnavut[8] olan Fatma Zehra Hanım´dır.

Tekirdağ´daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi.[  Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa´nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon´a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım´ı Afyon´da kaybetti.[6] Mehmet Kemal, yaşamını dedesinin yanında sürdürdü.

Abdülatif Paşa´nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon´daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul´a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi´ne devam etme fırsatı buldu.

Kars yılları

Dedesinin Kars´a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars´ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi´den divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars´ta görevi sona eren dedesi ile 1854´te İstanbul´a döndü. Burada görüp yaşadıkları ileride yazacağı tiyatro eserlerine ilham vermiştir. Namık Kemal, Midilli´de sürgüne gönderildiği sırada Abdülhak Hamit´e gönderdiği bir mektupta “nişanlısının arkasına düşerek, gönüllü nefer yazılmış, Kars´a kadar gelmiş ve bir taburun trampetçiliğinde bulunduğu halde şehit olmuş Kürd kızın cenazesini gördüğünden bahseder. Vatan yahut Silistre piyesinin konusunu oluşturan erkek kıyafetine girip nişanlısının ardından Silistireye giden Zekiye´yi buradan etkilenerek yarattığı düşünülür

Sofya yılları

1855´te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya´ya gitti. Kars´ta öğrendiği aruz ve hece vezinlerini Sofya´da kaldığı dört sene boyunca pekiştirdi. Sofya´da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal´e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya´da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi´nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi.

İstanbul yılları

1857´de İstanbul´a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odası´nda stajyer olarak memurluğa başladı. 1858´de büyükannesi Mahmude Hanım´ı, 1859´da büyükbabası Abdülatif Paşa´yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım´ın Kocamustafapaşa´daki evinde yaşadı.] Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859´da Gümrük Kalemi´nde çalışmaya başladı.

İlk şiirlerini Sofya´da yazan Namık Kemal, İstanbul´a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul´da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulanEncümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı.

1863´ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası´nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında batıyı tanıyanlarla tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar´da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi´de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı.

Genç Osmanlılar

1865´te Şinasi, Tasvir-i Efkar gazetesini kendisine bırakarak Fransa´ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Bey´in öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir´at mecmuasının sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Bey´dir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867´de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı.

Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum´a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris´e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris´te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşadavet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa´nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz´in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti´nin reisi ilan etmiş ve Avrupa´ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa´nın desteğiyle Londra´da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbir´den ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi´ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar´ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra´ya gitti ve oradaHürriyet gazetesini çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris´e gelen Abdülaziz´le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul´a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul´a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet´i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870´te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü.

Sürgün yaşamı

 

Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan[14] Namık Kemal, İstanbul´a döndükten sonra Diyojen adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı;[7] Sadrazam Ali Paşa´nın ölümünden sonra 1872´de İbret gazetesini çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa´yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul´dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu´ya atandı.

Birkaç ay kaldığı Gelibolu´da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu´nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti.[6] Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşa´nın Bolayır´daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Bey´e burada gömülmeyi vasiyet etti.

Namık Kemal, bir yandan da İbret gazetesine “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya´nın çıkardığı Hadika gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu´da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı.

Vatan Yahut Silistre

Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872´nin son günlerinde Gelibolu´dan İstanbul´a döndü, İbret´in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul´da Güllü Agop´un Gedikpaşa´dakitiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret´te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler.[14] Namık Kemal Mağusa´ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos´a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka´ya sürüldü.

Mağusa (Kıbrıs) Sürgünlüğü

Namık Kemal´in Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa´da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı.  Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrıs´ta vermişti.

Midilli sürgünlüğü

Sürgün dönüşü İstanbul´da bir kahraman gibi karşılandı.Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat´ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası´nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit´in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası´nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası´na çevrildi. 2.5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli´de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşa´yı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909´da sadrazamlığa kadar yükselmiştir.

1879´dan itibaren 5 yıl süren Midilli´deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türk´lerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli´ye sundu.[6] 1882´de Nişan-i Osmanlı madalyasi ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Magosa´da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti´nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi.

Namık Kemal´in Midilli´de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884´te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos´ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887´de Rodos´taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu.

Ölümü

Sakız Adası´nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 48 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır´da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit´e iletince naaşı Gelibolu´ya nakledildi. Bolayır´da Orhan Gazi´nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa´nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için halen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır..

Namık Kemal"in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem´i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım´ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.[

Sanatçı özellikleri

Tanzimat döneminin en önemli düşünce, sanat ve siyaset adamlarından birisidir. ”Toplum için sanat” anlayışını benimsemiştir. Sanatı, toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanmıştır. Eserlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmayı amaçlamıştır. Divan edebiyatının süslü-sanatlı düz yazısı yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir düzyazıyı kullanmıştır. Eserlerinde noktalama işaretlerini kullanmıştır. Gençliğinde Divan Edebiyatı tarzında şiirler yazmış, Avrupa´ya gittikten sonra yeni edebiyatı benimsemiş ve o yolda yapıtlar vermiştir. Namık Kemal, Fransız edebiyatını örnek almış, romantizmin etkisinde kalmıştır. Şiirleri biçim bakımından eski, konu bakımından yenidir. Yurt, ulus, özgürlük gibi konuları işlemiştir. Ayrıca şiirlerinde mücadeleci tipte bir insan yaratmıştır.

Celaleddin Harzemşah adlı tiyatrosunda Tiyatro ile ilgili düşüncelerini açıklamış, tiyatroyu “eğlencelerin en faydalısı” olarak nitelemiş, halkın eğitilmesinde okul gibi görmüş, sahne dili ve tekniği yönünden başarılı yapıtlar vermiştir. Tiyatrolarının hepsi dram türündedir.

Eserleri

İntibah,Cezmi,Celalettin Harzem Şah,Vatan Yahut Silistre,Zavallı Çocuk,Gülnihal,Karabela,Akif Bey,Tahrib-i harabat,Evrak-ı Perişan,Devr-i İstila,Berika-i Zafer,Kanije Muhasarası,Tasvir-i Efkar,Hürriyet,Hilali osmani








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
BEKLENEN
BEKLENEN
—Uzun zamandır rüya görmüyorum.
TRABZON´A KONSERVATUVAR ŞART!
TRABZON´A KONSERVATUVAR ŞART!
TRABZON´A KONSERVATUVAR ŞART!
TRABZON TARİHİNE RESTORASYON
TRABZON TARİHİNE RESTORASYON
TRABZON TARİHİNE RESTORASYON
 Leonid Nikolayeviç Andreyev (1871-1919)
Leonid Nikolayeviç Andreyev (1871-1919)
Leonid Nikolayeviç Andreyev (1871-1919)
        Sivas  Kongresi
Sivas Kongresi
Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihleri arasında "Milli Mücadele Karargâhı"olarak kullanılan bina Cumhuriyet tarihimizde çok önemli ve müstesna bir yer tutmaktadır.
Karadeniz´in incisi Trabzon´dan Doğu Anadolu´nun incisi Van´a ziyaret
Karadeniz´in incisi Trabzon´dan Doğu Anadolu´nun incisi Van´a ziyaret
İçişleri Bakanlığının kardeş şehirler projesi kapsamında Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki illere geziler devam ediyor.
SÜMELA DOLUP TAŞIYOR
SÜMELA DOLUP TAŞIYOR
SÜMELA DOLUP TAŞIYOR
Hans Christian Andersen (1805 - 1875)
Hans Christian Andersen (1805 - 1875)
Hans Christian Andersen (1805 - 1875)
 Marie Curie (1867-1934)
Marie Curie (1867-1934)
Marie Curie, 7 Kasım 1867´de Polonya´da dünyaya geldi.
            Gönül köprüsünü fırçalarıyla kurdular
Gönül köprüsünü fırçalarıyla kurdular
Muş Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Dünya sanatçılarının gözüyle Muş" konulu 10´uncu Uluslararası Sanatçı Buluşması´nda 25 ülkeden gelen 50 sanatçının eserleri sergilendi
Abdülhak Adnan Adıvar
Abdülhak Adnan Adıvar
Türk siyasetçi, yazar, tarihçi, akademisyen ve hekim Abdülhak Adnan Adıvar... Abdülhak Adnan Adıvar kimdir? İşte Abdülhak Adnan Adıvar´ın biyografisi
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
Rus doktor, yazar Anton Çehov. Anton Çehov kimdir? İşte Anton Çehov´un biyografisi
Ernest Hemingway (1899 - 1961)
Ernest Hemingway (1899 - 1961)
Ernest Hemingway (1899 - 1961)
AHMET HAŞİM (1884-1933)
AHMET HAŞİM (1884-1933)
AHMET HAŞİM (1884-1933)
             Yüreğimin ortasında Trabzon
Yüreğimin ortasında Trabzon
Yüreğimin ortasında Trabzon
CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)
CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)
Aslen Kahramanmaraşlı´dır. 1 Temmuz 1940 tarihinde Ankara´da doğmuş olan şairin çocukluğu Kahramanmaraş´ta geçmiştir. Edebiyata, Kahramanmaraş Lisesi´nde iken şiir ve kompozisyon yazarak başlamış, lise sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuş ve buradan mezun olmuştur.
ÇİRKİN KIZ SÜREYYA
ÇİRKİN KIZ SÜREYYA
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler bokuç oynarken eski hamam içinde...
NAZIM HİKMET (1902-1963)
NAZIM HİKMET (1902-1963)
NAZIM HİKMET (1902-1963)
Orhan Kemal (1914-1970)
Orhan Kemal (1914-1970)
Mehmet Raşit Öğütçü veya kullandığı adıyla Orhan Kemal (15 Eylül 1914, Adana - 2 Haziran 1970, Sofya), toplumcu gerçekçi, Türk romancısı ve oyun yazarı.
            Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983)
Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983)
Necip Fazıl Kısakürek, 26 mayıs 1904´de İstanbul´da doğdu.
EL SANATLARI SERGİSİ BEĞENİLDİ
EL SANATLARI SERGİSİ BEĞENİLDİ
Maçka Halk Eğitim Merkezi´nin düzenlediği Yıl Sonu Sergisi, birbirinden farklı ve güzel ürüne ev sahipliği yaptı. T
Haldun Taner (1915-1986)
Haldun Taner (1915-1986)
16 Mayıs 1915´te İstanbul´da doğan sanatçı Hukuk Fakültesi profesörü Ahmet Selahattin´in oğludur.
FATİH SULTAN MEHMET (1432-1481)+
FATİH SULTAN MEHMET (1432-1481)+
II. Mehmed, 21 yaşında İstanbul´u fethederek 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu´na son verdi ve bu olay birçok tarihçi tarafından Orta Çağ´ın sonu Yeni Çağ´ın başlangıcı olarak kabul edildi.Fetih´ten sonra Fethin Babası anlamına gelen “Ebû´l-Feth”, daha sonraki dönemlerde ise “Çağ Açan Hükümdar” ve “Kayser-i Rûm” (Roma İmparatoru) unvanları ile anıldı.
Samipaşazade Sezai (d. İstanbul, 1860 - ö. 26 Nisan 1936, İstanbul)
Samipaşazade Sezai (d. İstanbul, 1860 - ö. 26 Nisan 1936, İstanbul)
Samipaşazade Sezai (d. İstanbul, 1860 - ö. 26 Nisan 1936, İstanbul)
OKTAY RIFAT (1914-1988)
OKTAY RIFAT (1914-1988)
OKTAY RIFAT (1914-1988)
ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR (1897-1976)
ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR (1897-1976)
Yazar ve İktisatçı Şevket Süreyya Aydemir 1897 yılında Edirne´de doğdu
Abdülhak Hamit Tarhan ( 1852, 1937)
Abdülhak Hamit Tarhan ( 1852, 1937)
Abdülhak Hamit Tarhan ( 1852, 1937)
ORMAN BÖLGEDE SANAT KONUŞULDU
ORMAN BÖLGEDE SANAT KONUŞULDU
ORMAN BÖLGEDE SANAT KONUŞULDU
Bakan Ersoy´a ‘Annemin Şarkıları´
Bakan Ersoy´a ‘Annemin Şarkıları´
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Maçkalı yazar Turhan Eyüboğlu´nun Trabzon´da gerçekleşen imza gününe katılarak kitap imzalattı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.6889
EURO
6.2847
aa
Son Sayı
Önceki Sayılar
SAYFA EDİTÖRÜ

sayfa deneme

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan kaplumbağaların,sonbaharda derin bir nefes alarak girdikleri sudan,ilkbaharda çıktıklarını ve bu kaplumbağaların üç ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlayarak kalabildiklerini ve bunların kalp atışlarının dakikada bir olduğunu,

Su kaplumbağları hakkında bilgi
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29