ĞOĞO KUŞU

ĞOĞO KUŞU Mebrure Hanım, gittiği yerden hiçbir zaman dönmedi.

ĞOĞO KUŞU

Mebrure Hanım, gittiği yerden hiçbir zaman dönmedi. Kimseler de sormadı ahvalini. Zaten Mebrure Hanım, mahalleliyleöyle sıkı fıkı biri değildi. Varlığı ile yokluğu hep yokluktaydı. Nasıl oldu, neden oldu, kimselerin haberi olmadı. Dediklerine göre ilk önce kalbinde siyah bir noktanın varlığını hissettikten sonra olanlar olmuş. Ben, doğdum doğalı bu mahalledeyim. Anlıyorsun değil mi? Mebrure Hanım kimdi diye sorma sakın! Kim olduğunu kimseler bilmez. Bir sabah kalktık, mahallede kimselerin oturmadığı bir evde birilerinin dolaştığını gördük. Gördük dediysem kapı aralığından. Kimse de içerideki kimdir,neyin nesidir demecesareti gösteremedi.

Diyeceksin ki: ?O zaman Mebrure Hanım´ın kalbindeki siyah noktadan nasıl haberdar oldunuz?? Acele etme! Onu da anlatacağım. O zamanlarhiç kimse, Mebrure Hanım´ın kocası Agâh Bey ile konuşma cesareti gösteremezdi. Ne zaman ki Mebrure Hanım gitti; Agâh Bey, insan içine çıkmaya başladı. Agâh Bey´in kendi kendine konuşmalarından mahalleli Mebrure Hanım´ın başına gelenlerden haberdar oldu. Agâh Bey´in kendi kendine konuşmaları, bir süre sonra adının deliye çıkmasına sebep olacaktı. Aslında akıllı adamdı Agâh Bey!Ama işte, ne olduysa Mebrure Hanım gittikten sonra oldu! Bir zaman sonra da mahallenin yukarılarında bir yerde, ormanın dip tarafında, bir ev yaptırdı kendine. Yaz, kış orada kalmaya başladı.

O sıra bir korna sesi böldü konuşmamızı. Hikâyenin sonunu merak ediyordum doğrusu. Babam: ?Hoca, işin yoksa gel!? deyince nereye gidiyoruz deme fırsatını ancak arabaya bindikten sonra bulabilmiştim. Babam, Agâh Bey´i almaya gittiğimizi söyledi. Yol, yağan yağmurdan yer yer bozuktu. Agâh Bey´in kaldığı yere doğru yol alırken av köpekleri de arabayı takip ediyordu. Babam, arabadan ayırmadığı tüfeğini koltuğun kenarına iliştirmişti. Zaman zaman arabayı durdurarak köpeklerin havladıkları yöne doğru feneri tutuyordu. Dediğine göre domuzlar, köye kadar inip tarlaları telef ediyormuş. Bir zaman ormanın dip tarafına tuzak da kurmuşlar. Ancak domuzlar, bir sefer dahi tuzağa yakalanmamış. Babamın dediğine göre akıllı hayvanlarmış şu domuzlar. Ara sıra başını arabanın camından dışarıya uzatan babam, köpeklere:?Kap oğlum!? diyerek komut veriyordu.

Agâh Bey, elinde fener ile karşıdan bize doğru geliyordu. Selam verip arabanın ön koltuğuna oturdu. Babam, arabayı geldiğimiz yöne doğru çevirerek sürmeye devam etti. Önümüzde koşan köpeklerin havlamasını duyuyordum. Babam, arabayı tekrar durdurdu. Aşağıya inip baktı. Ancak köpekleri göremedi. O sıra Agâh Bey, bana doğru dönüp:?Seni tanıyamadım evlat!? dedi. Ben dedim, Niyazi´nin damadıyım.

Hiç böyle yapmazdı Niyazi! Bazı günler gittiği olurdu. Ancak bir iki gün sonra geri gelirdi. İlk defa bu kadar uzun süre gidip de geri dönmedi. İster istemez insan merak ediyor. Evimin şenliği o. Ancak bir daha böyle yaparsa onu bırakmak zorunda kalacağım. Hiç yakışıyor mu ona? Böyle gitmez bu!Bu yaşımda kalkıp onu, gecenin bir vakti daha arayacak değilim. O da benim kıymetimi bilsin azıcık. Yediriyorum içiriyorum. Azıcık da hürmet beslesin bana. Biliyorsun Niyazi, domuzlar gelip evime kadar dayanıyor. Silahım var elbet! Ama yine de insan korkuyor. O sıra babam, köpeklerin havlamasını tekrar duyunca arabadan aşağıya inip köpeklerin havladığı yöne doğru şimdi tam hatırlayamadığım bir şeyler söyledi. Agâh Bey: ?Ben de şu köpeklerin sesine merağım!? dedi. Babam, Agâh Bey´e köpeğini mahallede Şevki´nin evinin önünde gördüklerini söyledi.Agâh Bey, o sıra kaybolan köpeğini unutmuş olacaktı kiĞoğo Kuşu denen bir kuş türündenbahsetti. Agâh Bey´in dediğine göre bu kuş evine musallat olmuş. Sabah akşam bir tuhaf sesler çıkarıyormuş.

Bugünlerde gözüme uyku girmiyor Niyazi! Arıyorum, tarıyorum, nerede saklandığını bulamıyorum. Bazı geceler rüyamda Mebrure Hanım´ı görüyorum. O sıra Ğoğo Kuşu´nun sesi de Mebrure Hanım´ın sesine karışıyor. Mebrure Hanım, rüyamda bana: ?Ben Ğoğo Kuşu´yum.? gibi şeyler söylüyor. Bu mümkün mü Niyazi? Mebrure Hanım gitti, biliyorsun. Elimden kayıp gitti. Şimdi kalkıp rüyamda bana: ?Ben Ğoğo Kuşu´yum.? diyor. Aklım, inan almıyor bunları Niyazi! Delirecek gibi oluyorum. Bazı geceler kan ter içerisinde uyanıyorum. Uyandıktan sonra da bu Ğoğo Kuşu´nun sesi sanki:?Ben Mebrure Hanım´ım!? gibi çıkıyor. Bazı günler doktora da gitmeyi düşündüm. Adımız zaten deliye çıkmış. Kim ne derse desin, dediğim günler olmuyor değil. Ancak yaş da gitti Niyazi! Bu yaştan sonra ele güne karşı daha da rezil olmayayım diyorum. Hele şu kaybolan köpeğimi bulayım. O zaman biraz rahat edeceğim. Köpeğin havladığı gecelerde bu Ğoğo Kuşu´nun sesini duymaz oluyorum. Rüya da görmüyorum o zamanlar Niyazi!

Mebrure Hanım´ı özlemiyor değilim elbet! İnsan, insanı özler be Niyazi! Onca yıl aynı yastığa baş koymuştuk. Her şey bir anda oldubitti. Sahi, her şey birdenbire mi olur Niyazi? Bir sabah kalktım. Baktım, yatak boş. O gün bugün, sırra kadem bastı. İşte o günden sonra bu Ğoğo Kuşu musallat oldu bana. Evin altını üstüne getirdim. Bakmadığım yer kalmadı. Ama izine rastlamadım. ?Adı neydi köpeğinin?? Çarluk´tu Niyazi. ?Buluruz elbet Çarluk´u Agâh Bey. Sen içini ferah tut!?

?Baba, evin önünde ineyim!? dedim. Arabadan indim. Babamla Agâh Bey, o akşam Çarluk´u aramaya devam ettiler. Bir iki gün sonra Tonyalı bir arkadaşıma:?Ğoğo Kuşu´nu hiç duydun mu?? diye sorduğumda böyle bir kuşu ilk defa duyduğunu söyledi.