CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956)
CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956)
Tarih: 14.10.2019 11:53:47/ 541okunma / 0yorum

CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956)

 

 

4 Ekim 1910´da Diyarbakır´ın Camiikebir Mahallesi´nde doğdu. Galatasaray Lisesi´nden mezun oldu. Mülkiye Mektebi´ne (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) devam etti, bir süre de Ankara Yüksek Ticaret Okulu´nda öğrenim gördü. Sümerbank´ta memur olarak çalıştı. 1939´da Paris´e gitti. Paris Radyosu´nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. 2. Dünya Savaşı´nın başlamasıyla yurda döndü. Askerliğini yaptı, bir süre İstanbul´da babasına ait işyerinde çalıştı. Ankara´da Anadolu Ajansı´nda çevirmenlik yaptı. Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı´nda da bir süre görev yaptı. Geçirdiği kısmi felç sonucu konuşma yeteneğini yitirdi. Tedavi için götürüldüğü Viyana´da 12 Ekim 1956´da 46 yaşındayken yaşamını yitirdi.

İlk şiirleri Muhit, Servet-i Fünun ve Uyanış dergilerinde yayınlandı. İlk şiirlerinde hece ölçüsünün alışılmış kalıplarının dışına çıkan biçemiyle dikkat çekti.

1946´da Cumhuriyet Halk Partisi´nin şiir yarışmasında "35 Yaş" şiiriyle birincilik kazanınca birden ünlendi. İlk şiir kitabı "Ömrümde Sükût" 1933´te yayınlandı. Döneminin en çok okunan şairlerinden. Bir yandanGarip akımından etkilenerekserbest şiiri denedi, diğer yandan BaudelaireVerlaine gibi Fransız şairlerinin etkisinde kaldı. Ama hiçbir akıma bağlanamayan, uyum ve biçimi gözeten, duygulu, içten, kendine özgü bir şiir geliştirdi. Hem yaşam sevincini hem karamsarlığı yansıttığı şiirlerinde "yalnızlık" ve "ölüm" temaları ağır basar.Ziya Osman Saba ile çocukluk arkadaşıdır. İki şair arasında edebiyatımızı etkileyen yazışmalar Tarancı´nın ölümüne dek sürdü.

Şiir ile ilgili görüşlerini dile getiren şu üç değerlendirmesi oldukça meşhurdur:

Şiir, ulaşmak istediğim esas mefkuredir.

Şekilsizlik içinde güzellik avına çıkanlar, kendi kendilerini avutmaktan başka bir şey yapmazlar.

Şiirdeki esas rol, kelimelerin istifidir.

Cahit Sıtkı, çeşitli vesilelerle şiirlerinde Fransız edebiyatının yanı sıra Tanpınarve Dıranas etkisi olduğundan bahsetmektedir. Cahit Sıtkı´nın Türk okuru tarafından tanınmasını sağlayan eseri ise "Otuz Beş Yaş" adlı şiiridir. Ölüm temasını vurucu bir üslupla ele almıştır.

Şiirlerinde eşya-insan arasında kurduğu ilişki edebiyat incelemelerine konu olmuştur. Hece veznini başarıyla kullanan Tarancı, az sözcükle çok şey söylemek taraftarı olduğunu her fırsatta dile getirmiştir. Ziya Osman Saba ile olan mektuplaşmaları edebiyat tarihimizde oldukça meşhurdur. "Sonrası" adlı eserinde Fransız şiirinde yaptığı çeviriler de vardır.

Cahit Sıtkı Tarancı´nın Eserleri:

Şiir:

Ömrümde Sükût (1933, 1968)

Otuz Beş Yaş (1946, 1982)

Düşten Güzel (1952, 1969)

Sonrası (Ölümünden sonra 1957, 1962)

Mektup:

Ziya´ya Mektuplar (Ölümünden sonra 1957. Ziya Osman Saba´ya mektupları)

Hikâye:

Cahit Sıtkı´nın Hikâyeciliği ve Hikâyeleri (Ölümünden sonra Selahattin Ömerli derledi, 1976)

Bütün Şiirleri (Asım Bezirci derledi, 1983)

 

OTUZ BEŞ YAŞ

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

ÖMRÜMDE SÜKUT

Çıngıraksız, rehbersiz deve kervanı nasıl,
İpekli mallarını kimseye göstermeden,
Sonu gelmez kumlara uzanırsa muttasıl,
Ömrüm böyle esrarlı geçecek ses vermeden,

Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika,
Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek.
Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka,
Yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek!

ÇOCUKLUK

Affan Dede´ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

DESEM Kİ

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, 
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

 

 

 

 

ABBAS

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş´tan;
Yaşamak isterim
istiyorum gençliğimi yeni baştan.

 

 

MEMLEKET İSTERİM

 

Memleket Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

 

 

ÖLÜMDEN SONRA

Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak..

Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
Yok bize arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz,
Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
Akarsuda aksimizden eser yok.

GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

 

 

 

 

DÜŞTEN GÜZEL

İlktir baharın gömlümce geldiği
İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum
Bir gerçek içindeyim düşten güzel
Sevdiğim gülüyor yanıbaşımda

Aşkından tâlihimin düzeldiği
Sen gökte ararken yerde bulduğum
Bir sende gördüm ince ruh ince bel
Sende murada erdim kırk yaşımda

 

 

 

 

BÖYLE İŞTE

Hava güzel diye açsam pencereyi 
Sen misin açan? Yağmur yağmaya başlar

Bir kadın mı gülümser karşı balkonda? 
Kendime sanıp baksam kadın kaybolur.

Ne hoş kokuyor değil mi şu çiçekler?
Uçmuştur kokusu koparmak istesem.

Yemişler mi sarkıyor komşu dallardan? 
Elimi uzatsam yemişten eser yok.

Herkes rakı içer, az çok neşelenir; 
Bense her içişimde efkarlanırım.

Nerden, nasıl bindim Ya Rab bu gemiye? 
Hangi denize çıksam fırtına kopar.

(Cahit Sıtkı Tarancı- 9 Ağustos 1942)

DALGIN ÖLÜ

Dün güzel bir kadın geçti,
Kabrimin yakınından.
Doya doya seyrettim,
Gün hazinesi bacaklarını,
Gecemi altüst eden.
Söylesem inanmazsınız,
Kalkıp verecek oldum,
Düşürünce mendilini;
Öldüğümü unutmuşum...

Cahit Sıtkı TARANCI- 01 Mart 1942








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: CAHİT SITKI TARANCI 1910 1956
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
ĞOĞO KUŞU
ĞOĞO KUŞU
ĞOĞO KUŞU Mebrure Hanım, gittiği yerden hiçbir zaman dönmedi.
                   YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)
YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)
YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)
MUHTEŞEM AÇILIŞ
MUHTEŞEM AÇILIŞ
Trabzon Sanatevi 11. Uluslararası Sanat Günleri muhteşem bir açılışla başladı.
Cevat Şakir Kabaağaçlı (1890-1973)
Cevat Şakir Kabaağaçlı (1890-1973)
Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı, 17 Nisan 1890 yılında Girit´te doğar
3. ART ULUSAL RESİM ÇALIŞTAYI TRABZON´DA BAŞLADI
3. ART ULUSAL RESİM ÇALIŞTAYI TRABZON´DA BAŞLADI
3. ART ULUSAL RESİM ÇALIŞTAYI TRABZON´DA BAŞLADI
TÜRKAN AKYOL (1928-2017)
TÜRKAN AKYOL (1928-2017)
Türkiye´nin ilk kadın bakanı... Tıp doktoru ve siyasetçi...
BEKLENEN
BEKLENEN
—Uzun zamandır rüya görmüyorum.
TRABZON´A KONSERVATUVAR ŞART!
TRABZON´A KONSERVATUVAR ŞART!
TRABZON´A KONSERVATUVAR ŞART!
TRABZON TARİHİNE RESTORASYON
TRABZON TARİHİNE RESTORASYON
TRABZON TARİHİNE RESTORASYON
 Leonid Nikolayeviç Andreyev (1871-1919)
Leonid Nikolayeviç Andreyev (1871-1919)
Leonid Nikolayeviç Andreyev (1871-1919)
        Sivas  Kongresi
Sivas Kongresi
Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihleri arasında "Milli Mücadele Karargâhı"olarak kullanılan bina Cumhuriyet tarihimizde çok önemli ve müstesna bir yer tutmaktadır.
Karadeniz´in incisi Trabzon´dan Doğu Anadolu´nun incisi Van´a ziyaret
Karadeniz´in incisi Trabzon´dan Doğu Anadolu´nun incisi Van´a ziyaret
İçişleri Bakanlığının kardeş şehirler projesi kapsamında Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki illere geziler devam ediyor.
SÜMELA DOLUP TAŞIYOR
SÜMELA DOLUP TAŞIYOR
SÜMELA DOLUP TAŞIYOR
Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası),
Namık Kemal (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası),
Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.
Hans Christian Andersen (1805 - 1875)
Hans Christian Andersen (1805 - 1875)
Hans Christian Andersen (1805 - 1875)
 Marie Curie (1867-1934)
Marie Curie (1867-1934)
Marie Curie, 7 Kasım 1867´de Polonya´da dünyaya geldi.
            Gönül köprüsünü fırçalarıyla kurdular
Gönül köprüsünü fırçalarıyla kurdular
Muş Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Dünya sanatçılarının gözüyle Muş" konulu 10´uncu Uluslararası Sanatçı Buluşması´nda 25 ülkeden gelen 50 sanatçının eserleri sergilendi
Abdülhak Adnan Adıvar
Abdülhak Adnan Adıvar
Türk siyasetçi, yazar, tarihçi, akademisyen ve hekim Abdülhak Adnan Adıvar... Abdülhak Adnan Adıvar kimdir? İşte Abdülhak Adnan Adıvar´ın biyografisi
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
ANTON ÇEHOV (1860- 1904)
Rus doktor, yazar Anton Çehov. Anton Çehov kimdir? İşte Anton Çehov´un biyografisi
Ernest Hemingway (1899 - 1961)
Ernest Hemingway (1899 - 1961)
Ernest Hemingway (1899 - 1961)
AHMET HAŞİM (1884-1933)
AHMET HAŞİM (1884-1933)
AHMET HAŞİM (1884-1933)
             Yüreğimin ortasında Trabzon
Yüreğimin ortasında Trabzon
Yüreğimin ortasında Trabzon
CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)
CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987)
Aslen Kahramanmaraşlı´dır. 1 Temmuz 1940 tarihinde Ankara´da doğmuş olan şairin çocukluğu Kahramanmaraş´ta geçmiştir. Edebiyata, Kahramanmaraş Lisesi´nde iken şiir ve kompozisyon yazarak başlamış, lise sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuş ve buradan mezun olmuştur.
ÇİRKİN KIZ SÜREYYA
ÇİRKİN KIZ SÜREYYA
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler bokuç oynarken eski hamam içinde...
NAZIM HİKMET (1902-1963)
NAZIM HİKMET (1902-1963)
NAZIM HİKMET (1902-1963)
Orhan Kemal (1914-1970)
Orhan Kemal (1914-1970)
Mehmet Raşit Öğütçü veya kullandığı adıyla Orhan Kemal (15 Eylül 1914, Adana - 2 Haziran 1970, Sofya), toplumcu gerçekçi, Türk romancısı ve oyun yazarı.
            Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983)
Necip Fazıl Kısakürek (1904-1983)
Necip Fazıl Kısakürek, 26 mayıs 1904´de İstanbul´da doğdu.
EL SANATLARI SERGİSİ BEĞENİLDİ
EL SANATLARI SERGİSİ BEĞENİLDİ
Maçka Halk Eğitim Merkezi´nin düzenlediği Yıl Sonu Sergisi, birbirinden farklı ve güzel ürüne ev sahipliği yaptı. T
Haldun Taner (1915-1986)
Haldun Taner (1915-1986)
16 Mayıs 1915´te İstanbul´da doğan sanatçı Hukuk Fakültesi profesörü Ahmet Selahattin´in oğludur.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.6896
EURO
6.3047
aa
Son Sayı
Önceki Sayılar
SAYFA EDİTÖRÜ

sayfa deneme

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakıt miktarı 530 kg´dır.

530 kg
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29