RIFAT ILGAZ (1911-1993)

RIFAT ILGAZ (1911-1993)

                  RIFAT ILGAZ (1911-1993)

 

Şair ve yazar (D. 7 Mayıs 1911, Cide / Kastamonu - Ö. 7 Temmuz 1993, İstanbul). Tam adı Mehmet Rıfat Ilgaz. Döneminde altı yıllık ilkokulun ilk beş yılını Cide’de, son yılını Terme’de, ortaokulu Kastamonu’da (1924) okudu. Lise öğrenimini yarıda bırakarak yazıldığı Kastamonu Muallim Mektebinden (Öğretmen Okulu) 1930 tarihinde mezun oldu.

Bir süre Bolu, Gerede, Akçakoca ve Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü (1938) bitirdi. Adapazarı’nda ortaokul Türkçe öğretmeni olarak göreve başladı. Yükseköğreniminin son yıllarında yakalandığı verem hastalığı ilerleyince bir süre İstanbul Süreyya Paşa Sanatoryumunda tedavi gördü. Hastaneden çıktıktan sonra İstanbul’a atandı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Karagümrük Ortaokulunda ve Nişantaşı Lisesinde Türkçe öğretmenliği yaptı.

1944’te yayımlanan Sınıf adlı şiir kitabı nedeniyle tutuklandı. Hapisten çıktıktan sonra atandığı Boğazlıyan / Yozgat’ta görev yaparken yeniden rahatsızlanarak İstanbul Validebağ Sanatoryumuna (1946) yattı. 1947 yılında öğretmenlik görevinden alındı ve sanatoryumdan da çıkarıldı. Bu tarihten sonra bir daha mesleğine dönemedi.

Yazıları ve kitapları nedeniyle pek çok kez kovuşturmaya uğradı, yaklaşık beş buçuk yıl hapis yattı. Aziz Nesin’le birlikte çıkardıkları Markopaşa adlı mizah dergisinde, bu derginin kapatılması üzerine çıkardıkları Malumpaşa, Merhumpaşa, Hür Markopaşa dergilerinde yazarlık ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1952 yılında Adembaba dergisini çıkarmaya başladı. Dönemin mizah dergileri olan Dolmuş, Taş, Karikatür ve Şaka’da mizah hikâyeleri yazdı. Yeni Gazete, Yenigün, Yeni Ulus ile Cide ve Bartın gazetelerinde köşe yazarlığı yaptıktan sonra Yenigün gazetesinde çalışırken emekli (1974) oldu.

Ölümüne kadar yazmayı asıl işi olarak sürdürdü. Mezarı Zincirlikuyu / İstanbul’dadır.

Kendisi ile yapılan bir söyleşide, edebiyat zevkini Kerem ile Aslı, Zeycan ile Asuman gibi halk hikâyelerinden aldığını söyler. Ancak edebiyat dünyasına şiirler yazarak girmişti. Henüz on beş yaşındayken yazdığı ilk şiir olan Sevgilimin Mezarında, Kastamonu’da çıkan Nazik dergisinde (1926) yayımlandı. Bundan iki yıl sonra Açıksöz gazetesinde çıkan Sazını Çalana adlı şiiri, o günlerde Kastamonu’ya giden ve dönemin önde gelen şairlerinden olan Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından övgüyle karşılandı. Bu tarihten sonra Güneş, Çığır, Oluş, Yücel, Varlık, Hamle, Uyanış ve Yeni İnsanlık dergilerinde yayımlanan şiirleriyle (1928-39) tanındı. Eski şiirin ölçü ve uyak kalıplarını başarıyla kullandığı ilk dönem şiirlerinde ağırlıklı olarak romantik bir bireyin gündelik sorunlarını işledi. Bu şiirler, daha sonra temsilcileri arasında yer alacağı toplumcu gerçekçi anlayış çizgisine uzak şiirlerdi. Bu dönem şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Kutsi Tecer, Halit Fahri Ozansoy gibi hececi şairlerin etkisinde kaldığı görülür. Asım Bezirci bu konu ile ilgili olarak şöyle der:

 “Rıfat Ilgaz’ı çoğumuz oldum bittim ‘toplumcu’ bir şair diye tanırız. Uzun bir süre ‘toplumcu olmayan’ şiirler de yazdığını bilmeyiz. Çünkü, bu tür şiirler eski dergilerin sayfaları arasında kalmıştır. Ilgaz onları hiçbir kitabına almamıştır. Bundan ötürü de, oldum olası, toplumsal konuları işleyen bir şair sayılmıştır. Oysa, Ilgaz’ın toplumcu bir şair olarak başarı kazanmasında bu şiirlerin de bir payı vardır.”

Asıl şiir çizgisini temsil eden ilk kitabı Yarenlik’le (1943) birlikte halktan kişilerin yaşamına yönelen Ilgaz, bilinçli bir seçimle toplumcu gerçekçi sanat anlayışına bağlı şiirler yazdı. Yarenlik’te yer alan şiirlerinde ağırlıklı olarak iş başında sakatlanmış işçiler, geçim sıkıntısı çeken memurlar, emekliler, kapıcılar, mahalle sakinleri, sanatoryum köşesinde ölen yoksullar ve kimsesizler, tatlı hayallerle avunan küçük insanlara yer verse de, sınıf çatışmasının ilk yansımalarını alttan alta sezdirmeye çalıştı.

Halk şiiri geleneğini sürdüren nitelikte şiirlerin yer aldığı bu kitapta mizah öğesi toplumsal bir içerik kazanarak yergiye dönüşmüştür. Yarenlik’te şiir dilinde varetmeye çalıştığı toplumsal muhalefet özelliğiyle ‘Garip’ hareketinden ayrı kanallarda akan bir şair olma kimliğini kazanan Ilgaz’ın, ele aldığı kesimin insanlarına nesnel ve eleştirel bakabilmesi ve toplumun sorunlarını gerçekçi bir yaklaşımla ele almasıyla da ‘1940 Kuşağı’nın diğer şairlerinden ayrılır.

İlk işaretlerini Yarenlik’le veren bu eleştirel ve yergici tutumu, onun daha sonraki yıllarda mizah yazarı kimliğiyle bütünleşir. Şiire Dair başlıklı bir yazısında yeni sanat anlayışını şöyle özetler: “... Sanatkâr her şeyden önce muhitini, cemiyetini kavrayabilecek ileri bir düşünce sistemine sahip olmalıdır.”

Bütün bu söylenenlere karşın, yine de güçlü etkiler uyandıracak bir şiir çizgisi yakalayamadığı söylenebilir; daha çok mizah kitapları ve oyunlarıyla anılan bir yazar oldu. Düzyazıya, bir süre yazı işleri müdürlüğü görevini de üstlendiği, Yürüyüş dergisinde yayımladığı yazılarla (1940) başladı. Toplumcu gerçekçi anlayışın sözcülüğünü üstlenen Yürüyüş, 1940 Kuşağı şair ve yazarların etkili muhalefet yürüttükleri bir dergiydi. Dergi 1943’te kapatıldıktan sonra Ilgaz, yazmaya başladığı Markopaşa dergisindeki yazılarında mizah estetiğine ağırlık verdi. Bu yazılarında Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte iktidara karşı etkili bir muhalefet yürüttü. İlhan ve Turhan Selçuk kardeşlerin birlikte yayımladıkları Dolmuş dergisinde Stepne imzasıyla yazdığı Hababam Sınıfı ve Bizim Koğuş dizileriyle büyük ilgi gördü.

1952-60 yılları arasında Tan gazetesinde hem düzeltmenlik yaptı hem de imzasız olarak fıkralar yazdı, röportajlar yaptı. 1961’de Demokrat İzmir gazetesinin, 1963’te Akbaba dergisinin sürekli yazarları arasında yer aldı, Vatan gazetesinde fıkralar, May ve Türk Solu dergilerinde şiir ve mizah yazıları yayımladı.

Türk mizah edebiyatının klâsikleri arasında anılan Hababam Sınıfı adlı romanının kazandığı başarı nedeniyle, aynı espri ekseninde gelişen bir dizi oyun yazmaya yöneldi. Oyunlarının sahnelenmesi, bazı hikâye ve romanlarının filme aktarılması, ülke çapında ün kazanmasını sağladı. Ancak bundan sonra da toplumsal eleştiri öğesinin altını çizmeyi ihmal etmeden yeni eserler yazmayı sürdürdü.

Yıldız Karayel adlı eseriyle 1982 Madaralı Roman ve 1982 Orhan Kemal Roman ödüllerini, Ocak Katırı Alagöz ile 1987 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülünü aldı. 1984 yılından itibaren ailesi ve Cide Postası gazetesi tarafından adına Rıfat Ilgaz Edebiyat Ödülü verilmeye başlandı. Ayrıca, “martıların gagasından düşen bir tohumdan” oluştuğunu söylediği Cideli hemşehrileri, her yıl onu anmak için bir şenlik düzenliyor.

 

 

ESERLERİ:

 

Şiir: Yârenlik (1943), Sınıf (1944 - Sınıf ‘ve Dosyası’, 1989), Yaşadıkça (1947), Devam (1953), Üsküdar’da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (yeni şiirleri ve önceki kitaplarından seçmeler, 1962), Karakılçık (1969), Uzak Değil (toplu şiirleri, 1971), Güvercinim Uyur mu? (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Bütün Şiirleri: 1937-38 (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987), Seçme Şiirler (1998), Bütün Şiirleri: 1927-1991 (2003).

Roman: Hababam Sınıfı (1957), Bizim Koğuş (Pijamalılar, 1959), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974), Karadeniz’in Kıyıcığında (1969), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987).

Çocuk Kitabı: Halime Kaptan (1972), Kumdan Betona (1976), Cankurtaran Yılmaz Küçükçekmece Okyanusunda (1979), Öksüz Civciv (1979), Bacaksız Kamyon Sürücüsü (1980), Bacaksız Sigara Kaçakcısı (1980), Bacaksız Okulda (1980), Bacaksız Tatil Köyünde (1980), Bacaksız Paralı Atlet (1981), Küçük Çekmece Okyanusu (1983), Apartman Çocukları (1984), Bacaksız / Kutulu Takım (10. bas. 2003)

Mizahi Hikâye ve Roman: Radarın Anahtarı (1957), Don Kişot İstanbul’da (1957 - Palavra adıyla, 1972), Kesmeli Bunları (1962), Nerede O Eski Usturalar (1962), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Usta’nın Kedisi (1965), Geçmişe Mazi (1965), Garibin Horozu (1969), Altın Eskicisi (1972), Tuh Sana (1972), Çatal Matal Kaç Çatal (1972), Bunadı Bu Adam (1972), Keş (1972), Al Atını (1972), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyuyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983), Sosyal Kadınlar Partisi (1984), Hoca Nasrettin ve Çömezleri (1984), Rüşvetin Almancası (1988), Başkasın Demokrasi (1988), Şeker Kutusu (1990), Büyükkarı Küçükkarı (1990), Bir Namussuz Aranıyor (1990), Kasabanın Yarısı (1990), Kara Pamuk (1990), Bülbül Düdük (1990), Dördüncü Bölük (1992).

Oyun: Karadeniz’in Kıyıcığında (1965, 1969’da roman olarak çıktı), Hababam Sınıfı Uyanıyor (oyn. 1966, bas. 1967), Abbas Yolagiden (1967), Çatal Matal Oyunu (1969), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (oyn, 1971, İbiş oyunuyla bas., 1971), Çil Horoz (1971).

Deneme-Anı: Yokuş Yukarı (1982), Nerede Kalmıştık (1984), Cart Curt (1984), Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986).

 

 

 

Alişim

Kasnağından fırlayan kayışa
kaptırdın mı kolunu Alişim!
Daha dün öğle paydosundan önce
Zilelinin gitti ayakları,
Yazıldı onun da raporu:
"ihmalden!"
Gidenler gitti Alişim,
Boş kaldı ceketin sağ kolu...
Hadi köyüne döndün diyelim,
tek elle sabanı kavrasan bile
Sarı öküz gün görmüştür,
Anlar işin iç yüzünü!
üzülme Alişim, sabana geçmezse hükmün
Ağanın davarlarına geçer...
Kim görecek kepenek altında eksiğini
kapılanırsın boğaz tokluğuna.
Varsın duvarda asılı kalsın bağlaman
beklesin mızrabını.
Sağ yanın yastık ister Alişim
sol yanın sevdiğini.
Kızlarda emektar sazın
gibi
Çifte kol ister saracak!

Rıfat Ilgaz