Fatma Karahasanoğlu

Tarih: 11.07.2024 12:02

YARDIMLAŞMA

Facebook Twitter Linked-in

                                                       YARDIMLAŞMA

 

                                 Yardımlaşmanın, her insanın görevi olduğunu düşünüyorum. 

Yardım ederken de, incitmemeye dikkat edilmelidir. Herkes yardım eder, ancak yardım etmenin kuralları vardır. 

Gösteriş için yardım edilmez. İhtiyaçlı insanın gururuyla oynanmaz. Bunlar hassas olduğu kadar insancıl davranışlardır. 

                                Birkaç yıl önceydi. Trabzon’da her gün geçtiğim kaldırımın üzerinde yaşlı kadın yanındaki para kutusuna sadaka istemekteydi. Yaşlı kadının gözleri görmediğinden, atılan para miktarını da görmüyordu. Beni sesimden tanırdı. Hal hatırını sorar, onunla sohbet ederdim. Benden para istemezdi. Sadece ekmek almamı isterdi. Ekmek alınca, kadının sevincine diyecek yoktu. Eline ekmeği alır almaz duaya başlardı. O kadar dua ederdi ki, anlatamam. 

Şimdi o caddeden ne zaman geçsem, yaşlı kadın aklıma gelir ve oturduğu kaldırıma uzun uzun bakarım.  Ona asla dilenci gözüyle bakmadım. Yaşlı kadın benim gözümde dilenci değildi. Sadece ihtiyaçlı biriydi. 

                                  Yardımlaşmak güzel olduğu kadar huzur vericidir. Her kim birine karşılıksız yardımda bulunuyorsa, o insan iyi bir insandır. Hele de, bu yardımı gösteriş için yapmıyorsa, daha da, iyi insandır. 

İnsanlar çeşitlidir. Her çeşitten insan var. Bunları tek tek ayıklayamayız. Öyle ayıklama yöntemimizde yoktur.  Benim anlatmak istediğim yardım etmek isteyenler yada yardım edenlerin yardımda bulundukları kişi yada kişilere duyarlı davranmalarıdır.

                               Genç kadın, yatmaya hazırlandığı sırada, kapının zili çalar. Merakla koşar. Kapıyı açtığında karşısında komşusuyla iki çocuğunu görür. Çocuklar soğuktan tir tir titremektedir. Kadın da çocuklardan farksızdır. Ev sahibi kadın üçünü de, içeri alır.

Komşu kadın, yakacak alamadığını, bir kaç günde hasta olduğu için işe gidemediğini söyler.   Ev sahibi kadın bir şey söylemez. Mutfağa gider. Güzel bir sofra hazırlar. Çocuklar sofranın başına anneleriyle birlikte oturur. İştahla yerler. 

Ev sahibi kadın, her üçüne de yer yatağı hazırlar.  İki kızıyla geceyi orada geçiren anne, sabah erken uyanır. Ev sahibi kadın kahvaltıdan sonra mahalleyi dolaşır. Topladığı yardımla odun kömür ve yiyecek alır. Komşusunu incitmeden yardımı verir. 

 Ev sahibi yaptığı yardımdan mutluluk duyarken, komşu kadın ve çocukları da, aldıkları yardımdan mutlu olur.

Bu anekdot aslında bir çok şeyi anlatmaktadır. Yardım etmek isteyenlere örnek olmalı. 

Ne mutlu, karşılık beklemeden yardım yapanlara, 

Ne mutlu  yiyeceğini bölüşenlere, 

ne mutlu çaresiz kalanlara, çare bulanlara.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —