EMANET
Günümüzde emanete ne kadar değer veriliyor ve emanet ne kadar korunuyor? Çoğu zaman emanetin manası bile akıllara getirilmiyor.
Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu Sol-Fa sol köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hatıra bilezik ve küpleri emanet edecek bir kimse bulamadı.
Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli’nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyaret edip;
“Ya Hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatanî vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hatıraları emanet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zatı âlinize emanet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım.
Şayet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!” diye müracaat etti.
Sonra çekmeceyi sandukanın kenarına koyarak ayrıldı.
Aradan yıllar geçti. Gencin askerliği bitti ve emanetini almak üzere Hacı Bayram-ı Veli’ye geldi. Ziyaretini yaptıktan sonra, çekmeceyi koyduğu yerde buldu. Hiç dokunulmamıştı.
Orada türbeyi bekleyen türbedara;
“Bu çekmece benimdir. Askere gitmeden önce emanet bırakmıştım. Şimdi alıyorum.” dedi.
Türbedar;
“Tabi, alabilirsen al. Çünkü ben, bir defasında bu çekmecenin yerini değiştirmek istedim. Fakat bütün uğraşmalarıma rağmen yerinden bile oynatamadım. Bunda bir hikmet olduğunu düşünerek, bir daha elimi bile sürmedim.”
Genç, çekmecenin yanına gelip, Hacı Bayram-ı Veli’ye teşekkür etti ve emanetini alarak köyüne döndü.
***
Adamın biri satmak için pazara buğday götürmüş. Akşam olmuş, pazar toplanmaya başlamış. Herkes malını satıp savmış. Bu adamın malına müşteri çıkmamış. Çıkan da pazarlıkta uyuşmamış. Adam koca çuvalı geri getirmenin sıkıntısıyla düşünürken, birinin yolu pazara uğramış:
O zat sormuş:
“-Ne o evladım! Malını satamadın mı? Bak pazar toplanıyor.”
Adamcağız, boynu bükük:
“-Müşteri çıkmadı, Efendi Hazretleri!.” demiş.
Şeyh efendi yerden avuç avuç kum alıp buğdaya karıştırdı ve:
“-Şimdi çıkar evlat!” demiş.
Adam şeyhin bu hareketine itiraza yeltenecekmiş ki; hemen yanı başında beliren müşteri mala talip olmuş.
Tebessümle oradan ayrılmak üzere olan şeyhin eteğine yapışıp:
“-Bu ne haldir Efendi Hazretleri!”. diyen buğdaycıya şeyh şu cevabı vermiş:
“-Sus! Para, layık olduğu mala gider.”