Tarih: 13.01.2026 16:20

Koala

Facebook Twitter Linked-in

Koala 

Bugünkü sayımızda Avustral'ya özgü otobur ve ağaçta yaşayan  bir keseli memeli hayvan türü olan koalayı tanıyacağız. Phascolarctidae familyasının yaşayan tek temsilcisidir ve yaşayan en yakın akrabaları vombatlardır. Koalalar, Avustralya'nın doğu ve güney kıyıları boyunca QueenslandYeni Güney GallerVictoria ve Güney Avustralya eyaletlerinde bulunur. Vücut uzunlukları 60 ila 85 cm, ağırlıkları ise 4 ila 15 kg arasında değişiklik gösterir. Kürkü, gümüşi gri ile çikolata rengi arasındaki renklerdedir. Kuzey popülasyonlarındaki bireyler, genellikle güneyde yaşayanlardan daha küçük ve daha açık renklidir. Bu iki popülasyonun alt türler olması konusu ise tartışmalıdır.

Besinlerinin büyük bölümünü okaliptüs ağaçlarının yapraklarından elde eden koalalar, genelde bu ağaçlardan oluşan ormanlık alanlarda yaşar. Bu yaprakların besin değeri ve kalori içeriği sınırlı olduğundan dolayı genellikle sedanter bir yaşam sürer ve günde 20 saate kadar uyurlar. Görece asosyaldirler, anne koalalar yalnızca bakıma ihtiyaç duyduğu sürece yavruları ile ilgilenir. Erişkin erkekler, rakiplerinin gözünü korkutma veya çiftleşme amacıyla dişilerin dikkatini çekmek için yüksek sesli böğürtülerle iletişim kurar ve göğüslerindeki koku bezlerinden salgıladıkları kokular ile bölgelerini belirlerler. Keselilerden oldukları için koala yavruları gelişimini tamamlamamış olarak doğduktan sonra sürünerek annelerinin keselerine girer ve yaşamlarının ilk altı ila yedi ayını burada geçirir. Yavrular, bir yıl içinde sütten kesilir. Koalaların çok fazla doğal düşmanı ve parazitleri yoktur; ancak Chlamydiaceae bakterileri ve koala retrovirüsü gibi bazı patojenler ile orman yangını ve kuraklıklardan etkilenir.

Binlerce yıldır Avustralya Aborjinleri tarafından avlanan tür, mitolojilerinde ve mağara resimlerinde tasvir edildi. Avrupalıların koalalarla bilinen ilk karşılaşması 1798'de gerçekleşti ve hayvanın bir resmi George Perry tarafından 1810'da yayımlandı. Robert Brown türün ilk detaylı bilimsel tanımlamasını 1814 yılında yapmışsa da bu çalışma 180 yıl boyunca yayımlanmadı. John Gould, koalayı hem tanımladı hem de resmini çizerek Büyük Britanya'da tanınmasını sağladı. Koalaların biyolojisi hakkındaki diğer ayrıntılar ise 19. yüzyılda çeşitli Britanyalı bilim insanları tarafından tespit edildi. 20. yüzyılın başlarında kürkleri için sıkça avlanmaları ve Queensland'de yaygın olarak itlaf edilmeleri kamuoyunda tepki oluşturdu ve türün korunması için eylem grupları ortaya çıktı. Bu kapsamda hayvan barınakları kuruldu, yaşam alanları parçalanmış ve azalmış olan koalalar yeni bölgelere nakledildi. Çeşitli nedenlerle yaşam alanlarının yok olması tehdidiyle karşı karşıya olan koalalar, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından IUCN Kırmızı Listesi'nde hassas türler arasında listelenir.

 

Ekoloji ve davranışlar

Koalalar, yaklaşık 1.000.000 km2'lik bir alana ve 30 ekolojik bölgeye yayılmıştır.[  Avustralya'nın doğu ve güneydoğusunda varlıklarını sürdüren koalalar; Queensland'ın kuzeydoğusu, ortası ve güneydoğusuna, Yeni Güney Galler'in doğusuna, Victoria'ya ve Güney Avustralya'nın güneydoğusuna kadar olan alanda yaşar. Adelaide çevresi ile Kanguru Adası ve Fransız Adası gibi bazı adalara da sonradan getirilmiştirManyetik Ada'daki popülasyon, doğal dağılımının kuzey sınırını oluşturur. Fosil kanıtları, Geç Pleistosen'de koalanın dağılımının Batı Avustralya'nın güneybatısına kadar uzandığını gösterir. Bu bölgelerde soylarının tükenmesinin nedenleri arasında çevresel değişiklikler ve Avustralya yerlileri tarafından avlanmaları gösterilir Queensland'de koalaların dağılımı düzenli değildir ve çoklukla bulundukları eyaletin güneydoğu kısımları dışında yaygın değildir. Yeni Güney Galler'de yalnızca Pilliga Ormanı'nda bulunurlarken Victoria'nın hemen hemen tamamında yaşarlar. Güney Avustralya'da 1920 itibarıyla bölgesel olarak soyları tükenmiş; ancak daha sonradan bu bölgeye tekrar sokulmuşlardır. Koalalar, görece açık ormanlardan ağaçlıklara uzanan habitatlardatropikal iklimlerden serin ılıman iklimlere kadar değişik alanlarda bulunurlar Yarı kurak iklimlerde kuraklıklardan ve aşırı sıcaktan korunmak için genellikle akarsu kenarlarını tercih ederler. 

Beslenme ve hareketlilik

Otobur olan koalaların beslenmelerinin büyük kısmını okaliptüs yaprakları oluştursa da akasya ve Melaleuca cinslerinden diğer ağaçlarda da koalalara rastlanır. 600 kadar okaliptüs türü bulunsa da koalalar bunlardan yaklaşık 30'unu yemeyi tercih ederler Daha çok yüksek oranda protein ve düşük oranda lif ile lignin içeren türleri seçmeye eğilimlidirler.[  En çok tercih ettikleri türler, beslenmelerinin %20'sinden fazlasını oluşturan  daha genelcidirler. Günde dört ila altı öğünde, yaklaşık 400 g yaprak tüketirler.[  Beslenirken arka pençeleri ve ön pençelerinin biriyle ağaç dalına tutunurken diğer ön pençesiyle yaprakları tutarlar. Düşük enerji harcayan bir yaşam tarzına adapte olmuş olsalar da yağ dokularının az olması nedeniyle sık beslenmek zorundadırlar. Okaliptüs yaprakları yeterli miktarda su içerdiğinden ötürü sıklıkla su içme gereksinimi duymazve günlük su tüketimi vücut kütlesinin her kilogramı için 71 ila 91 ml arasında değişir.[  Dişiler su ihtiyaçlarını yalnızca yapraklardan giderebilse de, daha büyük olan erkekler yerde ya da ağaç oyuklarında bulunan sulara da ihtiyaç duyarlar. Besinlerden yeterli enerji alamadıklarından ötürü enerji kullanımlarını sınırlandırmaları gerektiğinden günde 20 saat kadar uyur ya da dinlenirler. Genellikle geceleri aktiftirler ve uyanık olduğu saatlerin çoğunu beslenmekle geçirirler. Koalalar tipik olarak güneş battıktan sonra ve doğmadan hemen önce beslenirler. Ancak beslenmelerinin üçte biri gündüzleri çoğunlukla akşama doğru ve bazen de öğle vakti olur. Tipik olarak bir gün boyunca aynı ağaçta uyur ve beslenirler. Sıcak günlerde ağacın daha serin yerlerinde, sırtını ağaç dallarına dayayarak ya da karnı üzerine yatıp kolları ve ayaklarını aşağıya sallandırarak geçirirler. Soğuk ve yağmurlu günlerde enerji kaybını azaltmak için kıvrılarak top hâline gelirler Rüzgârlı günlerde ağaçların daha kalın olan alt dallarına inerler. Günlerinin çoğunu ağaç üzerinde geçirseler de başka bir ağaca gitmek için yere indiklerinde dört ayakları üzerinde yürürler.[  Temizlenmek için arka pençelerini kullansalar da, zaman zaman ön pençeleri ve ağzını kullandıkları da görülür. 

Sosyal davranışlar

Süre: 37 saniye.

Koalalar, günde yaklaşık 15 dakika sosyal davranışlarda bulunurlar Victoria'daki koala dolaşım alanları görece küçük ve birbiri ile örtüşürken Queensland'in merkezindekiler daha geniştir ve birbiriyle daha az örtüşürler. Koala topluluğu, çoğunluğu erişkin dişilerin oluşturduğu "yerleşikler" ile çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu "gezginler"den meydana gelir. Gezgin erkekler bölgelerini savunur ve diğerleri üzerinde gövde boyutları ile baskınlık kurarlar. Alfa erkeklerin bölgeleri genellikle üreme dönemindeki dişilerin yakınındadır ve genç erkekler erginliğe erişene kadar alfa erkeklere boyun eğerler. Erişkin erkeklerin dolaşım alanlarının dışına çıktığı durumlarda baskın olanlar onların pozisyonlarına geçerler Erkek bireyler yeni bir ağaca geldiklerinde, göğüslerinde bulunan koku bezlerini ağacın gövdesi ve dallarına sürterek ağacı işaretlerler. Zaman zaman ağaç gövdesine idrar yaparak işaretledikleri de gözlemlenmiştir. Bireylerin, bir ağaca çıkmadan önce ağacın dibini koklamalarından ötürü koku ile işaretleme davranışının iletişim amaçlı olduğu düşünülür. Koku ile işaretleme saldırganlık içeren karşılaşmalarda da yaygındır.] Göğüs bezinin salgısı, mevsime ve bireyin yaşına göre değişiklik gösteren kimyasal karışımlardır ve bir analizde yaklaşık 40 kadar kimyasal bileşik içerdiği tespit edilmiştir. 

Sağlık ve tehditler

Koalalar doğal yaşam ortamlarında 13 ila 18 yıl arasında yaşayabilirler. Daha tehlikeli bir yaşam sürdüklerinden erkek koalalar, genellikle dişilerden daha az yaşarlar.[  Ağaçtan düştükten sonra genellikle sağ kalırlar ve sonrasında ağaca tırmanırlar; ancak özellikle tecrübesiz gençler ve kavga eden erkekler arasında ağaçtan düşme sonucu yaralanma ve ölümler görülür. Yaklaşık altı yaşında koalaların çiğneme dişleri aşınmaya başlayarak çiğneme etkinliği giderek azalır. Dişlerin tüberküllerinin tamamen aşındığı durumlarda ise açlıktan ölürler.[102]

Yavaş hareket etmeleri ve okaliptüs ağaçlarının kolay tutuşabilir olmasından ötürü koalalar, orman yangınlarına karşı savunmasızdırlar İçgüdüsel olarak yangından kaçmak için daha yükseğe tırmansalar da buralardaki sıcaklık ve alevler daha yoğundur. Yangınlar ayrıca hayvanların yaşam alanlarını parçalayarak hareketlerinin kısıtlanmasına, dolayısıyla da popülasyon kaybı ile genetik çeşitliliğin azalmasına yol açar. ve aşırı ısınma da koalalar için ölümcüldür.[  Genel anlamda koalalar, iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasız durumdadırlar. Avustralya'da iklim değişikliği modellerine göre ülkedeki iklimin daha sıcak ve kurak olacağı öngörüldüğünden, koalaların doğal dağılım alanı doğuda ve güneyde nemli bölgelerde kalmak kaydıyla küçülecektir. Kuraklıklar da koalaların yaşamını olumsuz yönde etkiler. Örneğin 1979'ların sonu ile 1980'lerin başında yaşanan kuraklık, okaliptüs ağaçlarının yapraklarını kaybetmelerine neden olmuş ve bunun sonucunda Queensland'in güneybatısındaki koala popülasyonun yaklaşık %63'ü ölmüştür. Ölenlerin çoğunluğu, beslenme bölgelerinden daha yaşlı ve tecrübeli koalalar tarafından uzaklaştırılan genç koalalar olduğu için popülasyonun tekrar kendini toparlaması olması gerektiğinden zaman almıştır.[] Bu bölgedeki popülasyon 1995'te 59.000 bireyden 2009'da 11.600 bireye kadar inmiş ve bu kaybın nedeninin, 2002-2007 yılları arasında daha sıcak ve kurak olan iklim nedeniyle ortaya çıkan kuraklık olduğu belirtilmiştir.[1 Avustralya Sağlık Bakanı Sussan Ley2019'da başlayan orman yangınları sebebiyle Yeni Güney Galler'in orta ve kuzey kıyılarında yaşayan koala popülasyonunun %30 kadarının (yaklaşık 8.400 koala) öldüğünü açıklamıştır. Bölgedeki bir veteriner, 50.000 koala popülasyonuna sahip olduğu tahmin edilen Kanguru Adası'ndaki yangınlarda 30.000 kadar koalanın ölmüş olabileceğini söylerken] NASA ise 25.000 kadar koalanın öldüğünü belirtmiştir. 

İnsanlarla etkileşimleri

Tarihçe

Koala hakkındaki yazılı ilk ifadeler, Yeni Güney Galler Valisi John Hunter'ın hizmetkârı John Price'a aittir Price, "cullawine" adı verilen hayvanla 26 Ocak 1798'de Yeni Güney Galler'de bulunan Mavi Dağlar'a yapılan keşif seferi sırasında karşılaşmış ancak yazdıkları yaklaşık yüz yıl sonra Historical Records of Australia adlı eserde yayımlanmıştı.[  1802 yılında Francis Barrallier, iki Aborjin rehberin av dönüşü yemek amacıyla getirdikleri iki koala ayağını görmesiyle hayvanla ilk kez karşılaştı. Barrallier, bu ayakları koruyarak notlarıyla birlikte Hunter'ın halefi Philip Gidley King'e gönderdi, o da bunları sonrasında Joseph Banks'e iletti. Barrallier'nin notları 1897 yılına kadar yayımlanmadı Sydney Gazette'in 21 Ağustos 1803 tarihli sayısında, ilk defa canlı yakalanan bir "koolah"a dair haber yayımlandı. Birkaç hafta içerisinde Matthew Flinders'ın astronomu James Inman, bir çift koala alarak bunları gemiyle, Birleşik Krallık'taki Banks'e göndermek istemişse de Eylül 1803'te; 

Koalanın ilk ayrıntılı bilimsel tanımlaması 1803'te, Yeni Güney Galler'in Illawarra bölgesindeki Kembla Dağı'nda yakalanan dişi bir koaladan yararlanarak Robert Brown tarafından yapıldı. Brown'ın eserleri yayımlanmadı, ölümüne kadar kendisinde kaldı ve ölümünün ardından da vasiyeti gereğince Londra'daki Doğa Tarihi Müzesi'ne bağışlandı. 1811'de Ferdinand Bauer, hayvanın kafatasını, boğazını, ayaklarını ve pençelerini çizdi. Brown'ın eserleri 1994'e kadar tespit edilememişken Bauer'in çalışmaları ise 1989'a kadar yayımlanmamıştı.[  Everard Home, Brown ve Bauer'e Yeni Güney Galler'de eşlik eden William Paterson'ın tanıklığına dayanarak koala hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.[  Notlarını 1808'de Philosophical Transactions of the Royal Society'de yayımlayan Home, hayvana Didelphis coola bilimsel adını vermişti.

Kültürel etkileri

Koalaların, Avustralya turizm endüstrisine katkısının 1998 yılında bir milyar Avustralya dolarının üzerinde olduğu tahmin edilir ve o zamandan beri bu katkı artış gösterir. 1997 yılında Avustralya'ya gelen turistlerin yarısı, hayvanat bahçelerine ve doğal yaşam parklarına giderken Avrupalı ve Japon turistlerin yaklaşık %75'inin görülecek hayvanlar listesinin başında koala gelir. Biyolog Stephen Jackson, "Avustralya ile en çok bağdaşan hayvan hakkında bir anket yapılacak olsa koalanın kıl payı da olsa kanguruyu geçmesi muhtemeldir" ifadelerini kullanmıştır.[  Koalanın süregelen popülaritesinin ardında yatan faktörler arasında, çocuk boyutlarında olması ve yüzünün oyuncak ayılara benzemesi olarak gösterilir.

Korunma durumu

2008 yılında Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN); geniş yaşam alanı, tahmin edilen yüksek popülasyonu ve popülasyon azalma oranının tehdit altında türler listesine girecek kadar yüksek olmamasından ötürü koalayı IUCN Kırmızı Listesi'nde asgari endişe altındaki türler arasında listeledi.[59] 2009'da, koalanın 1999 Çevre Koruması ve Biyoçeşitliliğin Korunması Yasası'na dahil edilmesi yönündeki teklif reddedildi. 2012'de Avustralya hükûmeti, Queensland ve Yeni Güney Galler'de bulunan koala popülasyonlarını, sırasıyla %40 ve %33 popülasyon azalma oranları nedeniyle hassas türler arasında listeledi. Victoria ve Güney Avustralya'da bulunan popülasyonların ise görece yüksek olduğu ifade edilse de; Avustralya Koala Vakfı, Victoria popülasyonunun gerçekte 100.000'den düşük olsa da 200.000 kadar olduğunun sanılması sebebiyle bu popülasyonun korunma tedbirleri altına alınmadığını belirtti. 2014'te IUCN Kırmızı Listesi'ndeki durumu güncellenerek hassas türler arasına alındı 2017 tarihli Dünya Doğayı Koruma Vakfı raporu, Queensland'deki popülasyonun nesil başına %53, Yeni Güney Galler'deki popülasyonun ise nesil başına %26 azaldığını belirtiyordu. Şubat 2022'de, Avustralya Başkent Bölgesi, Queensland ve Yeni Güney Galler'de, 1999 Çevre Koruması ve Biyoçeşitliliğin Korunması Yasası'na dahil edilerek soyu tükenme tehlikesi taşıyan bir tür olarak tanımlandı.[1 Avustralya hükûmetinin Tehlikedeki Türler Bilim Komitesi, 20 yıl önce 185.000 kadar olan koala popülasyonunun 2021 yılında 92.000'e indiği, Avustralya Koala Vakfı ise 2022 itibarıyla 43.000 kadar az birey olabileceği tahmininde bulunur.

 Koalalar, Avustralya yerlileri tarafından beslenmek amacıyla avlanıyorlardı. Hayvanları yakalamak için kullanılan yaygın bir avlanma yöntemi, uzun ve ince bir sopanın ucuna ipe benzer ağaç kabuğundan yapılan halkanın takılması ve ağacın üzerindeki hayvanın bu halkaya yakalanarak aşağı indirilmesinden sonra taş balta ya da waddy adı verilen av sopası ile öldürülmesi şeklindeydi. Bazı kabilelerin geleneklerine göre hayvanın derisini yüzmek tabu sayılırken diğer kabileler koala kafasının özel bir statüsü olduğuna inanır ve cenaze törenleri için koala kafasını saklarlardı.

Avustralya'ya özgü türlerin korunması için giderek artan çabalara karşın, 1926-28 yıllarında görülen kuraklığın neden olduğu yokluk sonucunda Ağustos 1927'de bir aylık avlanma serbestisi 600.000 kadar koalanın ölümüyle sonuçlandı. Victoria'nın Avcılık Başmüfettişi Frederick Lewis 1934'teki ifadelerinde, bir zamanlar Victoria'da yaygın olarak bulunan hayvanın neredeyse yok olmak üzere olduğunu ve yalnızca 500 ila 1000 kadar koalanın Victoria'da kaldığını belirtmişti. Türü koruma adına ilk başarılı çabalar, 1920'lerde ve 1930'larda, Brisbane'de Lone Pine Koala Barınağı ile Sidney'de Koala Park'ın açılmasıyla sonuçlandı. Koala Park'ın sahibi Noel Burnet, koalaların ilk defa bir barınakta üremesini sağladı. 1934 yılında Melbourne Hayvanat Bahçesi'nin Avustralya memelileri küratörü David Fleay, Avustralya'da bir hayvanat bahçesinde ilk Avustralya faunası bölümünü gerçekleştirerek içinde koalayı da sergiledi ve bu sayede koalanın esaret altında beslenmesi ile ilgili incelemelerde bulundu. Fleay, daha sonra türü koruma çalışmalarına Healesville Barınağı ve David Fleay Vahşi Yaşam Parkı'nda devam etti.

 1870'lerden beri koalalar, bazı sahil kesimlerine ve aralarında Kanguru Adası ile Fransız Adası'nın da olduğu açık denizde bulunan adalara sokulmuştur. Buralardaki sayılarının zaman içerisinde artış göstermesiyle birlikte, adaların böyle büyük bir popülasyonun yaşamını sürdürmesine yetecek kaynaklara sahip olmamasından dolayı koalaların aşırı besin tüketimi bir sorun hâline geldi. 1920'lerde Frederick Lewis, yaşam alanları bölünmüş ya da küçülmüş olan koalaları yeniden yerleştirme ve rehabilitasyon için geniş çaplı çalışmalar başlattı. Örneğin, 1930-1931 yıllarında 165 koala, Quail Adası'na nakledildi. Popülasyon artışı ve adada bulunan ağaçların besin kaynağı olarak aşırı kullanımından sonra 1944 yılında 1.300 koala anakaraya tekrar geri salındı. Koalaların farklı yerlere nakli, ilerleyen dönemlerde daha da yaygınlaştı. Peter Menkhorst'un tahminlerine göre 1923 ile 2006 yılları arasında yaklaşık 25.000 koala, Victoria genelindeki 250 farklı yere nakledilmişti. 1990'lardan beri hükûmet kurumları koalaların sayılarını itlaf yoluyla kontrol altına almaya çalışsa da kamuoyunun baskısı sonucu yer değiştirme ve kısırlaştırma yöntemleri kullanılmaya başlandı. 

Kentleşme koala popülasyonları için bir tehdit oluştursa da, koalalar yeteri kadar ağaç bulunduğu takdirde kentsel alanlarda da yaşamlarını sürdürebilirler. 2009 tarihli bir araştırmaya göre, kentsel popülasyonların kendilerine özgü zayıf noktaları vardır ve araç çarpması ile evcil köpeklerin saldırısı sonucunda yılda yaklaşık 4.000 koala ölür.[  Yaralı koalalar sıklıkla doğal yaşam hastanelerine ya da rehabilitasyon merkezlerine kaldırılır Yeni Güney Galler'deki bir koala rehabilitasyon merkezinde yapılan ve son 30 yılı inceleyen geriye dönük bir araştırmada koalaların merkeze gelme nedenlerinin ilki, çoğunlukla araç kazası ve köpek ısırığı nedeniyle oluşan yaralanmalar iken ikinci en yaygın neden klamidya enfeksiyonu olduğu görülmüştür. Özel merkezlerde tedavi edilen koalalar, Avustralya ya da diğer ülkelerin yasalarına göre evcil hayvan olarak tutulmalarının mümkün olmaması nedeniyle iyileştikten sonra tekrar doğal ortamlarına salınmak zorundadırlar.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —